0 532 725 41 96 info@alptugakyildiz.av.tr
KOYU ENG
Alptuğ Akyıldız
Kaza yapmış araç
TAZMİNAT HUKUKU

Pert farkı tazminatı (bakiye pert bedeli) nasıl alınır?

9 Ağustos 2026 Sayfa Sonu

I. Giriş ve Kavram

Bir trafik kazasından sonra aracın onarımının ekonomik olmadığı anlaşıldığında, uygulamadaki yaygın adıyla araç “pert olur”. Sigorta şirketi bu durumda aracın kaza tarihindeki rayiç değerini esas alır, aracın hasarlı hâlinin değerini (sovtaj) bu bedelden düşer ve kalan tutarı hak sahibine öder. İşte pert farkı tazminatı (bakiye pert bedeli), sigortacının bu yolla ödediği tutar ile hak sahibinin gerçek zararı arasındaki farkın tahsili talebidir.

Uyuşmazlık neredeyse her zaman aynı iki noktadan doğar. Birincisi hesap kalemidir: rayiç değer düşük, sovtaj değeri yüksek belirlenmiş olabilir; her iki yönde de sapma hak sahibinin eline geçen tutarı azaltır. İkincisi ve pratikte daha belirleyici olanı ise sigortacı tarafından imzalatılan belgedir. Sigorta şirketleri ödemeyi kural olarak “ibraname”, “mutabakatname”, “kesin mutabakatname”, “feragatname” ya da bunların birleşimi başlığını taşıyan bir belge imzalatarak yapmaktadır. Ödemenin yetersiz olduğunu sonradan fark eden hak sahibinin önündeki asıl engel, çoğu zaman hesabın kendisi değil, imzaladığı bu belgedir.

Bu çalışmanın merkezinde de o belge yer almaktadır. Aşağıda görüleceği üzere, imzalanan metnin bağlayıcı olup olmadığı sorusunun tek bir cevabı yoktur: cevap, tazminatın hangi sigorta ilişkisi çerçevesinde istendiğine ve belgeye ihtirazi kayıt konulup konulmadığına göre değişmektedir. Zorunlu mali sorumluluk sigortasında zarar göreni koruyan özel bir kanun hükmü bulunurken, kasko sigortasında böyle bir hüküm yoktur; bu tek başına, aynı olguda birbirinin tam tersi sonuçlara yol açmaktadır.

Okumakta olduğunuz makale, pert farkı tazminatı özelinde üç sigorta ilişkisini ayrı ayrı ele almaktadır: Karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası (ZMMS/trafik sigortası), kara araçları kasko sigortası ve motorlu kara taşıtları ihtiyari mali sorumluluk sigortası (İMM) ile bunun üzerine kurulan excess poliçeleri.

Terim notu: “Pert” hukuki bir kavram değildir. Mevzuat iki ayrı durumu tanımlar: tam hasar (hurda belgeli, onarımı mümkün olmayan araç) ve ağır hasar (çekme belgeli, onarımı mümkün ancak ekonomik olmayan araç). Günlük dilde her ikisi de “pert” denilerek anılmaktadır. Aşağıda, bu ayrımın sonuç doğurduğu yerlerde teknik terimler kullanılmıştır.

II. Kanuni Çerçeve

1. Karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası (ZMMS)

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 85 (ilgili fıkralar)

Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.

İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.

İşletenin sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85. maddesinde kusursuz sorumluluk esasına göre düzenlenmiştir. İşleten, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur. Aynı Kanun’un 91. maddesi bu sorumluluğun karşılanması için mali sorumluluk sigortası yaptırılmasını zorunlu kılar.

Sigortacının teminat kapsamı ve ödeme usulü, 14.05.2015 tarihli ve 29355 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ile belirlenmiştir. Genel Şartlar, 12.06.2026 tarihli ve 33278 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikle önemli ölçüde yenilenmiş ve bu değişiklikler 1 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Sigortacının sorumluluğu iki yönden sınırlıdır: sigortalının hukuki sorumluluğu ile ve poliçe teminat limiti ile. Genel Şartlar A.1 uyarınca teminat limitleri kaza tarihi itibarıyla uygulamaya esas alınır, poliçenin düzenlendiği ya da ödemenin yapıldığı tarihteki limit değil, kazanın gerçekleştiği tarihteki limit geçerlidir.

2. Kara araçları kasko sigortası

Kasko, zorunlu trafik gibi bir sorumluluk sigortası değil zarar sigortalarının bir türü olan mal sigortası olduğundan sigortalının kendi aracında meydana gelen zararı karşılar. Bu nedenle sigortacının borcu, karşı tarafın kusuruna değil doğrudan sigorta sözleşmesine dayanır ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 1401 ve devamı maddelerindeki genel hükümlerle Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları’na tabidir.

Genel Şartlar B.3.3.1.1 uyarınca sigorta şirketi aracı hasar tarihi itibarıyla rayiç değerine kadar teminat altına almıştır ve tazminatın hesabında rizikonun gerçekleşmesi anındaki rayiç değerler esas alınır. B.3.3.2.2 ise tam hasarı, onarım masraflarının aracın riziko tarihindeki değerini aşması ve eksper raporuyla aracın onarım kabul etmez hâle geldiğinin tespit edilmesi koşullarının birlikte gerçekleşmesine bağlar.

Bu ayrım pratikte gözden kaçabilmektedir: ZMMS’de sigortacı üçüncü kişinin zararından, işletenin sorumluluğu ölçüsünde sorumludur; kaskoda ise sigortacı kendi sigortalısına karşı, kusurdan bağımsız olarak, poliçe koşulları çerçevesinde borçludur. Aşağıda görüleceği üzere ibraname sorununun iki rejimde farklı çözülmesinin temelinde de bu yapısal fark yatmaktadır.

3. Motorlu kara taşıtları ihtiyari mali sorumluluk sigortası ve excess (üst katman) poliçeleri

İhtiyari mali sorumluluk sigortası (İMM), işletenin üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu zorunlu sigorta limitlerinin üzerinde teminat altına alan isteğe bağlı bir sorumluluk sigortasıdır. Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın 1. maddesine göre sigortacı, zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçe limitinin üstünde kalan miktardan başlayarak, ihtiyari mali sorumluluk sigortası teminat limitine kadar sorumludur.

Excess poliçesi ise mevzuatta tanımlanmış ayrı bir sigorta türü değildir; uygulamada, çoğunlukla kasko poliçesi bünyesinde verilen ve ZMMS teminatının üzerinde devreye girmesi öngörülen ek İMM teminatını ifade etmek için kullanılan ticari bir adlandırmadır. Aşağıda VII. bölümde görüleceği üzere, bu adlandırmanın kendisi teminatın sırasını belirlemeye yetmemektedir.

4. Tam hasar ve ağır hasar tespiti: 2025/12 sayılı Genelge

Aracın hangi eşikte “pert” sayılacağı, uzun süre eksper uygulamasına ve poliçe metinlerine bırakılmışken, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (SEDDK) 25.04.2025 tarihli ve 2025/12 sayılı “Motorlu Araç Sigortaları Kapsamında Tam Hasara ya da Ağır Hasara Uğramış Araçların Tespiti Hakkında Genelge”si ile 1 Temmuz 2025 tarihinden itibaren nesnel ölçütlere bağlanmıştır. Genelge, 2020/3 sayılı Genelge’yi yürürlükten kaldırmıştır.

DurumÖlçüt ve hukuki sonucu
Tam hasarOnarım masraflarının (KDV dahil) aracın riziko tarihindeki değerini aşması ve eksper raporuyla aracın onarım kabul etmez durumda olduğunun tespiti. Hurda tescil belgesi ibraz edilmeden tazminat ödenmez.
Ağır hasarOnarım masraflarının (KDV dahil) aracın riziko tarihindeki değerinin %60’ını aşması. “Trafikten çekilmiştir” kaşeli tescil belgesi ibraz edilmeden tazminat ödenmez.
Kritik parça istisnasıGenelge Ek-1’de sayılan parçaların (şasi kolları, marşpiyel, tavan sacı, orta direk, ön göğüs sacı, traversler, elektrikli araç bataryası ve ana enerji hattı, hava yastıkları ve emniyet sistemleri, ana elektrik tesisatı, kamyon/çekici sürücü kabini) zarar görmesi hâlinde, %60 eşiği aşılmasa dahi eksper kararıyla ağır hasar tespiti yapılabilir.
Tespit yetkisiTespit, Levhaya kayıtlı sigorta eksperince yapılır ve eksper azami beş iş günü içinde raporunu Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi’ne iletir.
Genelge’nin sigortacı ile sigortalı arasındaki pazarlığı ortadan kaldırıp tespiti eksper tekeline bırakan yapısı, doktrinde ve uygulamada eleştirilmektedir. Eleştirinin özü şudur: idari bir düzenleme, zarar görenin genel hükümlere dayanan gerçek zarar talebini ve mahkemenin bilirkişi marifetiyle yapacağı tespiti bağlayamaz. Nitekim aşağıda IV. bölümde görüleceği üzere yargı, rayiç ve sovtaj değerlerini eksper raporuyla bağlı kalmaksızın yeniden belirletmektedir.

SEDDK’nın 2025/12 sayılı Genelgesi 1 Temmuz 2025’ten itibaren tam ve ağır hasar sınıflandırmasını yeknesaklaştırmıştır. Onarım masrafı KDV dahil aracın hasar tarihindeki değerini aşıyor ve araç onarım kabul etmiyorsa tam hasar; kural olarak onarım masrafı rayicin yüzde 60’ını aşıyorsa veya belirli kritik aksam zararları mevcutsa ağır hasar gündeme gelir. Sınıflandırma, lisanslı sigorta eksperinin nihai raporuna dayanır. 2026/11 sayılı Genelge ise 1 Temmuz 2026’dan itibaren ZMMS, İMM ve Kasko için kullanılacak rapor şablonlarını düzenlemektedir.

Genelge Ek-1: ön ve arka şasi kolları, tabanla birlikte marşpiyel, tavan sacı, orta direk, ön göğüs sacı, tavan traversleri, elektrikli araç bataryası ve ana enerji hattı, hava yastıkları ve emniyet sistemleri, ana elektrik/elektronik tesisat ile kamyon ve çekici sürücü kabinini kapsar. Özel amaçlı, klasik veya antika araçlarda eksper, Genelgedeki oranlarla bağlı olmaksızın tespit yapabilir.

Terminoloji uyarısı: Piyasadaki “pert”, “pert-total”, “ağır hasar” ve “tam hasar” ifadeleri her zaman aynı hukuki sonucu doğurmaz. Dosyada eksperin sınıflandırması, çekme/hurda belgesi, onarım ekonomisi ve sovtaj akışı birlikte incelenmelidir.

III. Hukuki Nitelik ve Hesaplama Sistemi

1. Pert farkı talebinin niteliği

Pert farkı, bağımsız bir tazminat kalemi değildir. Aracın uğradığı maddi zararın, sigortacı tarafından ödenmemiş bakiye kısmıdır. Bu nedenle talebin hukuki dayanağı, ödemenin hangi ilişkiden istendiğine göre belirlenir: zorunlu mali sorumluluk sigortasında işletenin haksız fiil sorumluluğu ve buna bağlı sigorta teminatı; kaskoda sigorta sözleşmesinin kendisi; ihtiyari mali sorumluluk sigortasında yine işletenin sorumluluğu ve poliçe teminatı.

Talebin bu niteliği, uygulamada iki sonuç doğurur. Birincisi, sigortacının daha önce yaptığı ödeme bir “kısmi ifa”dır; hak sahibi bakiye için talepte bulunmaya devam edebilir, meğerki bu hakkı geçerli bir ibra ile sona ermiş olsun. İkincisi, dava dilekçesinde talep genellikle “bakiye pert bedeli”, “pert fark bedeli” ya da “bakiye hasar bedeli” olarak adlandırılmakta ise de, adlandırma talebin niteliğini değiştirmez; mahkeme uyuşmazlığı gerçek zarar ilkesi çerçevesinde nitelendirir.

2. Sigortacının sorumluluğunun sınırları

Sorumluluk sigortalarında (ZMMS ve İMM) sigortacının borcu fer’îdir: sigortalının hukuki sorumluluğu yoksa ya da kusuru daha düşükse, sigortacının sorumluluğu da o ölçüde daralır. Buna ek olarak sigortacı her hâlde poliçe teminat limiti ile sınırlıdır. Limiti aşan zarar, kusurlu işletenden ve sürücüden genel hükümlere göre istenir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 1409

(1) Sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur.

(2) Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir.

Kaskoda ise sigortacının borcu kusura değil poliçeye bağlıdır. Türk Ticaret Kanunu m. 1409/2 uyarınca, sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin teminat dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir. Bu hüküm, kasko uyuşmazlıklarında sigortalının elindeki en güçlü usul aracıdır.

3. Sıralı sorumluluk ilkesi

Zorunlu ve ihtiyari mali sorumluluk sigortacıları arasında müteselsil değil sıralı bir sorumluluk vardır. Yargıtay bu ilkeyi istikrarlı biçimde uygulamaktadır: ZMMS teminatı tükenmeden İMM sigortacısına başvurulamaz.

IV. Pert Farkının Hesabı

1. Temel denklem

Tazminatın hesabı, aracın kaza tarihindeki hasarsız hâliyle ikinci el piyasa değerinden, yine kaza tarihindeki hurda (sovtaj) değerinin düşülmesiyle bulunur. Bulunan tutar, sorumluluk sigortalarında ayrıca kusur oranıyla ve poliçe limitiyle sınırlanır.

Ankara BAM 26. HD, E. 2024/1305, K. 2026/437, 12.03.2026“… aracın tamirinin ekonomik olup olmadığının tespiti; tamiri ekonomik değilse (araç pert ise) aracın kaza tarihindeki piyasa rayiç değeri ile hurda değeri arasındaki farkın hasar bedeli olarak tespit edilmesi gerekmektedir …”

Aynı kararda anlatılan olay, üç katmanlı yapının nasıl işlediğini somut biçimde göstermektedir: aracın kaza tarihindeki rayiç değeri 340.000,00 TL, sovtaj ihale bedeli 175.000,00 TL olarak belirlenmiş; aradaki 165.000,00 TL’lik zarardan zorunlu mali sorumluluk sigortacısı poliçe limiti olan 120.000,00 TL’yi ödemiş; limiti aşan 45.000,00 TL ise ihtiyari mali sorumluluk sigortacısından tahsil edilmiştir.

2. Rayiç değerin tespiti ve gerçek zarar

Pert farkının başlangıç noktası olan rayiç değer, aracın kaza tarihindeki hasarsız ikinci el piyasa değeridir. Rayiç değer tespiti yalnız ilan ortalamasıyla değil, aynı model yılı ve versiyon, motor-şanzıman, kilometre, donanım, bakım geçmişi, önceki hasarlar, kullanım biçimi ve bölgesel piyasa koşullarıyla belirlenmelidir. Satış ilanı, gerçekleşmiş satış bedeli olmadığından tek başına kesin delil değildir; emsal seçimi ve gerekli düzeltmeler açıklanmalıdır.

Kasko poliçesinde rayiç değer için bir referans veya hesap yöntemi gösterilmişse önce bu sözleşmesel yöntem incelenir. Yöntemin belirsiz olması, gerçek zarar ilkesini ortadan kaldırmaz. Türkiye Sigorta Birliği’nin yayımladığı kasko değer listesi, uygulamada sıkça başvurulan bir referanstır, ancak zorunlu mali sorumluluk sigortası bakımından bağlayıcı değildir. ZMMS ve İMM’de ise zarar görenin aracındaki gerçek maddi zarar esas olup kusurlu araç işleteninin sorumluluğundan daha geniş bir sigorta borcu doğmaz.

3. Sovtaj değerinin tespiti

Sovtaj, aracın hasarlı hâliyle taşıdığı değerdir. Uygulamada sovtaj değeri yönünden üç farklı rakam yarışmaktadır: sigortacının sovtaj ihalesinde oluşan bedel, hak sahibinin aracı fiilen sattığı bedel ve bilirkişinin piyasa koşullarına göre belirlediği bedel. Yargı, bunlardan sonuncusunu esas almaktadır.

Ankara BAM 26. HD, E. 2024/1305, K. 2026/437, 12.03.2026“… gerçek zararın belirlenmesi bakımından sovtaj bedelinin, davacı tarafça ibraz edilen noter satış sözleşmesinde gösterilen değer değil, piyasa koşullarına göre davacıya ait aracın bilirkişi tarafından belirlenecek hurda (sovtaj) değeri olması gerektiği açıktır …”

Hasarlı araç zarar gören veya sigortalıda kalıyorsa, temel net zarar rayiç değerden objektif sovtaj değerinin düşülmesiyle bulunur. Sovtaj sigortacıya ya da sigortacının yönlendirdiği alıcıya devredilmiş ve bedeli hak sahibine ayrıca ödenmişse, ödeme akışı açıkça gösterilmelidir. Aynı sovtaj bedelinin hem rayiçten düşülmesi hem ayrıca alınmış sayılması çifte indirim yaratır. Tersine, sovtaj fiilen hak sahibinde kaldığı hâlde hiç indirilmemesi de zenginleşmeye yol açar.

Hesap denetimi: Dosyada mutlaka şu üç soru cevaplanmalıdır: Hasarlı araç kimin mülkiyetinde kaldı? Sovtaj alıcısı kime ödeme yaptı? Sigortacının “pert ödemesi” içinde sovtaj var mı, yoksa ayrı mı ödendi? Banka dekontu, satış/çekme belgesi ve mutabakat metni aynı tablo üzerinde uzlaştırılmalıdır.

ZMMS Genel Şartları B.2.2.3 uyarınca, hak sahibinin aracın hasarlı hâliyle kendisine terk edilmesine onay vermesi hâlinde riziko tarihindeki rayiç değer ile hasarlı hâl arasındaki fark, teminat limitleri dahilinde ödenir. Bu durumda sigortacı, tespit edip hak sahibine bildirdiği sovtaj bedelini bildirimden itibaren bir aylık süreyle sınırlı olarak garanti etmiş sayılır.

Güvence: Sovtaj bedelinin bir ay boyunca garanti edilmiş sayılması, hak sahibine ölçülü bir manevra alanı tanır. Aracı bu süre içinde bildirilen bedelin üzerinde satabilen hak sahibi aradaki farkı kendi lehine korur; satamazsa sigortacının bildirdiği bedeli talep edebilir. Sürenin kaçırılması hâlinde ise piyasadaki değer düşüşü riski hak sahibinde kalır.

4. Kusur oranının ve limitin etkisi

Sorumluluk sigortalarında hesaplanan gerçek zarar, sigortalı sürücünün kusuru oranında tazmin edilir. Hak sahibinin müterafik kusuru bulunuyorsa (diğer bir deyişle kendi kusurlu ya da özensiz davranışı ile zararın doğmasına ya da artmasına katkıda bulunuyorsa) tazminattan bu oranda indirim yapılır. Kusur oranının belirlenmesi, kaza tespit tutanağı ile bağlı olmaksızın bilirkişi incelemesini gerektirir; tutanaktaki tespit tek başına kesin delil değildir.

Kusur oranı uygulandıktan sonra bulunan tutar, poliçe teminat limitini aşamaz. Limiti aşan kısım için sırasıyla ihtiyari mali sorumluluk sigortacısına, o da yoksa kusurlu işleten ve sürücüye başvurulur.

Sovtaj hak sahibinde kalıyorsa

Net gerçek zarar = max(0, kaza tarihindeki rayiç değer − objektif sovtaj değeri).

Sorumluluk sigortalarında talebe esas zarar = net gerçek zarar × karşı tarafın kusur oranı.

Bakiye = talebe esas zarar − önceki geçerli ödemeler; ardından ZMMS ve İMM katmanları ile kaza başı limit kontrol edilir.

Örnek: Rayiç 1.000.000 TL, sovtaj 300.000 TL, karşı araç kusuru yüzde 100 ve önceki ödeme 250.000 TL ise net zarar 700.000 TL, fark 450.000 TL’dir. 2026 kazasında başka limit kullanımı yoksa ZMMS katmanının azami 400.000 TL’si dikkate alınır. Önceki 250.000 TL ZMMS ödemesiyse ZMMS’den 150.000 TL daha; kalan 300.000 TL ise geçerli İMM poliçesi varsa onun katmanından istenebilir. İMM yoksa sürücü/işletenin sorumluluğu devam eder.

Örnekte sovtaj sigortacı tarafından alınmışsa 300.000 TL yeniden rayiçten düşülmez; ödeme ve devir akışına göre gerçek zarar 1.000.000 TL üzerinden kurulur. Buna karşılık kusur yüzde 75 ise sorumluluk sigortalarından talep edilebilir tutar önce yüzde 75’e indirilir. Kasko, kendi sigortalısının aracını teminatlandırdığından karşı taraf kusuru kasko tazminatının esasını aynı biçimde azaltmaz, ancak ödeme sonrası kasko sigortacısı sorumlu üçüncü kişilere halef olur.

V. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMMS)

1. Teminatın kapsamı ve hak sahibi

Pert olan araç sahibi, kusurlu aracın ZMMS sigortacısına doğrudan başvurabilir. ZMMS, kazada kusurlu olan aracın işleteninin 2918 sayılı KTK’dan doğan hukuki sorumluluğunu zorunlu limitlere kadar teminat altına alır. Sigortacı, sigortalı sürücünün/işletenin kusuru ve gerçek zarar sınırında sorumludur. Poliçe limiti bu sorumluluğun üst sınırıdır, zarar karinesi değildir. Pert yönünden araç başına maddi zarar limiti belirleyicidir. Aracın kaza tarihindeki rayiç değeri ile sovtaj arasındaki fark bu limiti aşıyorsa, aşan kısım zorunlu sigortadan karşılanamaz. Sırasıyla ihtiyari mali sorumluluk sigortasına, o da yoksa kusurlu sürücüye/işletene başvurulur.

2. 2026 yılı teminat limitleri

Teminat limitleri her yıl Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından güncellenmektedir. 27.12.2025 tarihli ve 33120 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik değişikliği ile belirlenen ve 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren geçerli olan limitler, otomobil araç grubunda bir önceki yıla göre yaklaşık üçte bir oranında artırılmıştır.

Teminat türü (otomobil araç grubu)2026 yılı limiti
Araç başına maddi zarar400.000 TL
Kaza başına maddi zarar800.000 TL
Kişi başına sakatlanma ve ölüm3.600.000 TL

2026 yılı zorunlu mali sorumluluk sigortası maddi zarar teminatı araç başına 400.000 TL, kaza başına 800.000 TL’dir. Kaza başına limit, aynı olayda birden çok aracın veya eşyanın zarar görmesi hâlinde ortak havuz niteliğindedir.. Birden çok zarar görenin toplam talebi kaza başı sınırı aşarsa, sigortacı ilk başvurana tüm limiti ödeyip sonraki talepleri yok sayamaz; KTK m.96 uyarınca taleplerin oranlanması gündeme gelir. Daha önce yapılan ödemelerin hangi alt teminattan ve hangi zarar gören adına mahsup edildiği hasar dosyasından doğrulanmalıdır.

Uygulanacak limit, poliçenin düzenlendiği ya da ödemenin yapıldığı tarihin değil, kazanın gerçekleştiği tarihin limitidir (Genel Şartlar A.1). Araç grubuna göre limitler farklılık gösterdiğinden, dosyada mutlaka kazaya karışan aracın grubu ve kaza tarihindeki tarife eki kontrol edilmelidir.

3. Ödemenin belge koşulu: hurda ve çekme belgesi

Genel Şartlar B.2.3 uyarınca tam hasar hâlinde hurda tescil belgesi ibraz edilmeden tazminat ödenmez. 1 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle, ağır hasar bakımından da paralel bir koşul getirilmiştir.

ZMMS Genel Şartları B.2.3 (Değişik paragraf: RG 12.06.2026-33278, yürürlük 01.07.2026)

Zarar gören aracın Kurumca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde ağır hasara uğramış olduğunun eksper raporu doğrultusunda tespit edilmiş olması durumunda, aracın ilgili mevzuat doğrultusunda trafikten çekildiğine dair “trafikten çekilmiştir” kaşeli tescil belgesi sigortacıya ibraz edilmeden tazminat ödenmez.

Bu koşulun tek istisnası, aracın sicilindeki işleme engel kayıtlar nedeniyle belgenin alınamamasıdır. Böyle bir durumda ödeme, masrafları tazminattan mahsup edilmek üzere mahkemece tespit edilen ödeme mahalline tevdi suretiyle de yapılabilir; bu hâlde hurda veya çekme belgesi aranmaz.

Uygulamada sık yaşanan bir tıkanma: Araç üzerinde haciz, rehin veya yakalama şerhi bulunduğunda hak sahibi çekme belgesini alamamakta, sigortacı da bu belgeyi öne sürerek ödeme yapmamaktadır. Genel Şartlar bu kilit için tevdi mahalli yolunu açıkça öngörmüştür; sigortacının “belge getirin” cevabıyla dosyayı bekletmesi bu durumda haklı bir itiraz sayılmaz.

4. İhtirazi kayıtla imzalanan ibraname

Zarar gören, ödemeyi kabul ederken belgeye “fazlaya ilişkin haklarım saklıdır” ya da benzeri bir kayıt düşmüşse, imzalanan metin bir ibraname değil, yalnızca ödenen tutarın alındığını gösteren bir makbuz sayılır. Bu, yerleşik uygulamadır ve sonucu nettir: bakiye talep hakkı ayakta kalır, mahkeme ya da hakem heyeti işin esasını incelemek zorundadır.

Yargıtay 4. HD, E.2022/8022, K.2024/3360, 16.04.2024“... 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 111 inci maddesinin kasko sigortalarında uygulanamayacağı, ancak taraflar arasında düzenlenen ibranameye davacı tarafından ihtirazi kayıt konulduğu, bu nedenle ibranamenin makbuz hükmünde kabul edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır ...”
Karar kasko poliçesine ilişkindir; ancak genel ibra iradesi bakımından önemlidir. “Fazlaya dair tüm haklarımız saklı kalmak şartıyla” kaydı bulunan ibranamenin makbuz sayılması ve işin esasının incelenmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Kaydın ödemeyi kabul iradesiyle birlikte ödemeden önce ya da en geç ödeme anında konulmuş olması aranır. Ödeme alındıktan sonra ayrıca gönderilen bir ihtarname, imzalanmış ibranameyi kendiliğinden makbuza dönüştürmez.

5. İhtirazi kayıt konulmamışsa: KTK m. 111/2

Zorunlu mali sorumluluk sigortasını kasko sigortasından ayıran en can alıcı hüküm budur. Karayolları Trafik Kanunu m. 111, hem işletenleri hem de onların hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacıları bağlayan emredici bir düzenlemedir.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 111 — Sorumluluğa ilişkin anlaşmalar

Bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir.

Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir.

Hükmün ikinci fıkrası, ihtirazi kayıt koymadan ibraname imzalayan zarar görene ayrı bir iptal hakkı tanımaktadır. KTK m.111/2 yalnızca nesnel bir unsuru, “ödemenin açıkça yetersiz ya da fahiş olmasını” aramakta; zarar görenin zor durumda kalması, düşüncesizliği ya da deneyimsizliği gibi öznel unsurları aramamaktadır.

Ankara BAM 26. HD, E. 2022/2256, K. 2024/1401, 15.11.2024“… Yasanın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir ...”

Anılan kararda ilk derece mahkemesi, davacının ödemeyi kabul ederken ihtirazi kayıt ileri sürmediği gerekçesiyle davayı reddetmişti. Bölge adliye mahkemesi bu gerekçeyi hukuka aykırı bulmuş ve isabetli bir tespitte bulunmuştur: Kanunun kendisi iptal hakkının kullanılması için ihtirazi kayıt koyma şartı aramazken, mahkemenin böyle bir şart araması hükmün zarar görene tanıdığı hakkı fiilen ortadan kaldırır. Karar, ödemenin zararı karşılayıp karşılamadığının esastan değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle kaldırılmıştır.

Olayın rakamları hükmün işlevini göstermektedir: Sigortacı aracın rayiç değerini 55.000,00 TL, sovtajını 34.000,00 TL kabul ederek 21.000,00 TL ödemiş ve ibraname almıştır. Yargılamada alınan bilirkişi raporunda aracın gerçek değeri 72.500,00 TL olarak belirlenmiş, bakiye zarar 17.500,00 TL çıkmıştır. Bu açıdan ibraname geçerli sayılsaydı, zararın yaklaşık %45’i karşılıksız kalacaktı.
Yargıtay 17. HD, E.2014/9049, K.2014/8057, 22.05.2014“... Yasanın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi yapıldığı tarihten itibaren iki yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir ...”
KTK m.111’den yararlanmak için ayrıca iptal talebi gerekmediği; iki yıl içinde davada ileri sürmenin veya belgeyi kabul etmeyen irade açıklamasının yeterli olduğu, açıkça yetersiz ödeme karşısında belgenin makbuz sayılacağı belirtilmiştir.
Yargıtay 17. HD, E.2014/2046, K.2015/7887, 28.05.2015“... İki yıllık süre içinde dava açıldığından ibranamenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmelidir. Gerçek zarar belirlendikten sonra ödeme ile karşılaştırma yapılarak ödemenin yetersizliği saptanırsa, önceki ödeme güncellenerek mahsup edilmelidir ...”
İki yıllık süre içinde açılan davada, gerçek zarar ile önceki ödeme karşılaştırılmalı; ödeme açıkça yetersizse güncellenerek mahsup edilmelidir. Böylece belge, bakiye tazminat incelemesini kapatan kesin ibra değil makbuz işlevi görür.

6. İki yıllık sürenin niteliği ve nasıl kullanılacağı

Buradaki tartışma, makalenin en dikkat gerektiren noktasıdır ve doğrudan hak kaybına yol açabilecek niteliktedir. Yargıtay, m. 111/2’deki iki yıllık süreyi hak düşürücü süre olarak nitelendirmekte ve bu süre içinde dava açılmamış olmasını başlı başına ret sebebi saymaktadır.

Yargıtay 4. HD, E. 2025/137, K. 2025/9739, 19.06.2025“… 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 111 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ibraname tarihinden itibaren 2 yıllık hak düşürücü [süre] içerisinde davanın açılmamış olması nedeniyle hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği …”
Daire, KTK m.111/2’deki iki yılı hak düşürücü süre olarak nitelendirmiş ve süreden sonra açılan başvurunun reddini onamıştır. Bu nedenle eski kararlardaki ‘kabul etmeme iradesi yeterlidir’ ifadesine dayanılarak yalnız bildirimle yetinilmemeli; tazminat davası veya Tahkim başvurusu iki yıl dolmadan yapılmalıdır.

Buna karşılık yukarıda anılan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi kararı, iki yıl içinde “hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması”nı yeterli görmektedir. İki çizgi arasındaki fark önemsiz değildir: birinci görüşe göre iki yıl içinde mutlaka dava açılmalı ya da tahkime başvurulmalı, ikinci görüşe göre bu süre içinde çekilecek bir ihtarname dahi hakkı korumaya yeter.

Ayrıca dikkat edilmesi gereken bir başka nokta, m. 111/2’deki iki yıllık sürenin, m. 109’daki zamanaşımı sürelerinden bağımsız işlemesidir. Zamanaşımı henüz dolmamış olsa dahi, ibraname tarihinden itibaren iki yıl geçmişse iptal hakkı kullanılamaz. Buna karşılık ibraname hiç imzalanmamışsa m. 111/2 gündeme gelmez ve yalnızca m. 109 zamanaşımı uygulanır.

7. İbranamenin kapsamı

İbranamenin geçerli sayıldığı hâllerde dahi kapsamı imzalandığı andaki alacak kalemleriyle sınırlıdır. Sonradan ortaya çıkan ve ibraname tarihinde muaccel olmayan kalemler, imzalanan metnin kapsamı dışında kalabilir. Ancak Yargıtay bu genişletmeyi dar yorumlamakta, iki yıllık hak düşürücü sürenin bu kalemler bakımından da işlediğini kabul etmektedir.

8. Pert ile değer kaybının ilişkisi

1 Temmuz 2026’dan itibaren yürürlükte olan ZMMS Genel Şartlar A.5/a uyarınca, araç hasarı için başvuruda bulunan hak sahibi değer kaybı talebinde de bulunmuş kabul edilmektedir; eksper, değer kaybı tutarını raporunda göstermek zorundadır. Bu düzenleme, ayrı başvuru yapmayı unutan hak sahiplerini korumaktadır.

Ancak pert olayında bu koruma işlemez. ZMMS Genel Şartlar A.6/ö uyarınca, hasar sebebiyle trafikten çekme veya hurdaya çıkarılma işlemi görmüş araçların değer kaybı tazminatı talepleri teminat dışındadır. Bunun mantığı açıktır: değer kaybı, onarılan aracın onarım sonrası piyasa değerindeki düşüşü karşılar; araç zaten rayiç değeri üzerinden tazmin edilmişse ayrıca değer kaybı doğmaz.

Özetle; ZMMS’de ihtirazi kayıt hayati değildir. Kayıt konulmuşsa belge makbuza dönüşür ve esasa girilir; konulmamışsa dahi KTK m. 111/2 ödemenin yetersizliği ölçütüyle iptal imkânı verir. Kritik olan ihtirazi kayıt değil, ibraname tarihinden itibaren iki yıllık süredir.

VI. Kara Araçları Kasko Sigortası

1. Sözleşmesel teminat

Kasko sigortası, sigortalı araç üzerindeki menfaati korur. Hak sahibi, kural olarak poliçedeki sigortalı/sigorta ettiren veya menfaat sahibidir; zarar gören üçüncü kişinin karşı aracın kaskosuna “kasko” sıfatıyla doğrudan başvurması mümkün değildir. Bunun istisnası, aynı poliçe içinde yer alan İMM teminatının üçüncü kişiye karşı sorumluluk katmanı olarak devreye girmesidir.

Kasko sigortası genel şartlarına göre tazminat hesabında, riziko tarihindeki piyasa değeri esas alınır. Poliçede rayiç değer için referans veya yöntem gösterilmelidir. Araç tam hasarlı ve sovtaj sigortalıda kalıyorsa rayiçten sovtaj düşülür; bildirilen sovtaj fiyatı genel şartlardaki süre boyunca güvence altındadır. Poliçedeki muafiyet, ek teminat, eksik/aşkın sigorta ve özel şartlar ayrıca okunmalıdır.

2. Poliçedeki rayiç değer klozunun sözleşmesel bağlayıcılığı

Kaskoda gerçek zarar ilkesi mutlak değildir; taraflar rayiç değerin nasıl belirleneceğini poliçede kararlaştırmışlarsa, bu hüküm uygulanır. Yargıtay, poliçedeki tespit yöntemini göz ardı ederek serbest piyasa değeri üzerinden hüküm kuran hakem kararını bu gerekçeyle bozmuştur.

Yargıtay 4. HD, E. 2022/16753, K. 2025/172, 07.01.2025“… taraflar arasındaki … Kasko Sigorta Poliçesi’nin “4.9 Piyasa Rayiç Değer Tespiti” başlıklı maddesinde araç rayiç değerinin ne şekilde tespit edileceği hususu kararlaştırılmış olup buna göre araç rayiç değerinin tespit edilmesi gerekir …”
Daire, bilirkişinin yalnız serbest piyasa değerine dayanmasını yeterli görmemiş; poliçedeki yöntem ve TSB değer listesi tavanı değerlendirilmeden verilen kararı bozmuştur. Pert farkı hesabında önce sözleşmesel rayiç mekanizması, sonra bu mekanizmanın somut verilerle doğru uygulanıp uygulanmadığı denetlenmelidir.

Anılan olayda poliçe, piyasa rayiç değerinin sigortacının kesin eksper raporundaki tutar ile harici bir firmaya yaptırılan çalışmanın ortalaması alınarak belirleneceğini ve bu bedelin hasar tarihindeki kasko değer listesindeki araç bedelini geçemeyeceğini öngörmekteydi. Bilirkişi ise serbest piyasa değerini 200.000,00 TL olarak saptamıştı. Yargıtay, poliçe hükmünün uygulanması gerektiğine hükmetmiştir.

Bu karar, kasko sigortalısı bakımından ciddi bir sınırlamadır ve poliçe okunmadan açılacak bir pert farkı davasının kaybedilmesine yol açabilir. Buna karşılık aynı sınırlama zorunlu mali sorumluluk sigortasında geçerli değildir: orada sigortacı ile zarar gören arasında bir sözleşme ilişkisi bulunmadığından, poliçeye konulan bir değer tespiti klozu üçüncü kişiye karşı ileri sürülemez ve gerçek zarar ilkesi uygulanır.

3. Bildirim, muacceliyet ve ödeme

Kasko sigortalısı rizikoyu gecikmeksizin ihbar etmeli, hasar dosyasının açılmasını sağlamalı ve istenen makul belgeleri sunmalıdır. Genel Şartlarda gerekli belgeler ile eksper raporunun tesliminden sonra en geç on iş günü içinde incelemenin tamamlanması, TTK m.1427 çerçevesinde ihbardan itibaren en geç kırk beş gün sonunda tazminatın muaccel hâle gelmesi öngörülür. İnceleme üç ay içinde sonuçlanmamışsa şartları varsa yüzde elli avans talebi gündeme gelebilir.

4. KTK m. 111 uygulanmaz

Kasko sigortası 2918 sayılı Kanun ile değil 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile düzenlendiğinden, KTK m.111’in koruyucu hükmü kasko ilişkisine uygulanmaz. Yargıtay bu noktada tereddütsüzdür.

Yargıtay 4. HD, E. 2022/8022, K. 2024/3360, 16.04.2024“… 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 111 inci maddesinin; işletenler ve onların hukuki sorumluluğunu üzerine alan zorunlu mali sorumluluk sigortalarını bağlayıcı nitelikte olduğu, eldeki davanın kasko poliçesine dayalı olarak açıldığı, belirtilen maddenin kasko sigortalarında uygulanamayacağı …”

Bu tespitin sonucu, kaskoda ihtirazi kaydın taşıdığı ağırlığı belirlemektedir: zorunlu sigortada yedek bir koruma bulunurken, kaskoda böyle bir koruma yoktur. İhtirazi kayıt, sigortalının elindeki tek araçtır.

5. İhtirazi kayıtla imzalanan ibraname

İhtirazi kayıt konulmuşsa sonuç zorunlu sigortadakiyle aynıdır: belge makbuz hükmündedir ve esasa girilir. Yukarıda anılan kararın devamı bu sonucu açıkça ortaya koymaktadır:

Yargıtay 4. HD, E. 2022/8022, K. 2024/3360, 16.04.2024“… ancak taraflar arasında düzenlenen ibranameye davacı tarafından ihtirazi kayıt konulduğu, bu nedenle 10.08.2021 tarihli ibranamenin makbuz hükmünde kabul edilmesi gerektiği anlaşılmakla, İtiraz Hakem Heyeti tarafından işin esasının incelenip sonuca gidilmesi gerekirken başvurunun reddedilmesi doğru görülmemiş …”
Daire, KTK m.111’in kasko uyuşmazlıklarında uygulanamayacağını açıkça belirtmiş; buna rağmen ihtirazi kayıt nedeniyle ibranameyi makbuz sayarak esasa girilmesi gerektiğine hükmetmiştir.

Anılan olayda imzalanan belge “İbraname-Kesin Mutabakatname-Feragatname-Makbuz” başlığını taşımaktaydı ve sigortalının yetkili temsilcisi belgeye “fazlaya dair tüm haklarımız saklı kalmak şartıyla” ibaresini yazmıştı. Başlığın ne kadar ağır olduğu sonucu değiştirmemiştir; belirleyici olan elle eklenen kayıttır.

Uyarı: İhtirazi kayıt, tek başına bakiye alacağı doğurmaz; yalnızca belgenin borcu sona erdiren kesin ibra olarak yorumlanmasını önler. Başvuran yine gerçek rayiç, sovtaj, kusur, poliçe katmanı ve yapılan ödemeler üzerinden bakiye bulunduğunu ispatlamalıdır.
Yargıtay 4. HD, E.2023/9790, K.2025/4899, 24.03.2025“...Dosya kapsamında alınan sigorta eksperi bilirkişi raporuna göre aracın kaza tarihindeki rayiç bedelinin 635.638,20 TL olarak tespit edildiği, davalı tarafından 640.000,00 TL ödeme yapıldığı ve başvuranın talep edebileceği bakiye tazminat alacağının bulunmadığı anlaşılmıştır...”

İhtirazi kayıt, yalnız usulî kapıyı açık tutar; fakat otomatik olarak bakiye alacak doğurmaz. Sigortacı tarafından yapılan ödeme gerçek zararı tamamen karşılıyorsa pert farkı istemi yukarıdaki karardan da görülebileceği üzere reddedilebilir. Bu nedenle ihtirazi kayıt, rayiç araştırması ve ödeme tablosunun yerini tutmaz.

6. İhtirazi kayıt konulmamışsa: TBK m. 132

Kayıtsız ve şartsız imzalanan ibraname, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 132 uyarınca borcu sona erdirir. Bu, kural olarak bakiye pert tazminatı talebinin reddi anlamına gelir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 132 — İbra

Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir.

Yargıtay 4. HD, E. 2023/11719, K. 2023/13993, 25.12.2023“… kasko sigortasında 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 111 inci maddesinin uygulanma imkanı olmamasına, davacı tarafından kayıtsız ve şartsız imzalanan ibraname ile 6098 sayılı Kanun’un 132 nci maddesi gereğince borcun sona ermesine … göre usul ve kanuna uygun …”
Karar, kasko sigortacısını ibrada rejimi berraklaştırır: KTK m.111 uygulanmaz, kayıtsız ibra TBK m.132 uyarınca borcu sona erdirir. TBK m.28 iddiası ise kendiliğinden değil, zor durumdan yararlanma ve açık oransızlığı gösteren somut vakıa ve delillerle ispatlanmalıdır.

Bu kararda dikkat çeken ayrıntı, bilirkişi raporuyla sigortalının 32.000,00 TL bakiye alacağının bulunduğunun tespit edilmiş olmasına rağmen sonucun değişmemesidir. Sigortalı, kazadan iki hafta geçmeden ve kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanmış hâldeyken ibranameyi imzaladığını ileri sürmüş, bu iddia da yeterli görülmemiştir.

7. TBK m. 28 dar bir çıkış yoludur

İhtirazi kayıtsız ibraname imzalayan kasko sigortalısının artık önündeki en güçlü yol, aşırı yararlanma hükmüdür. Ancak bu hüküm, KTK m.111/2’den farklı olarak edimler arasındaki açık oransızlığın yanında sübjektif bir unsuru da aramaktadır.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 28 — Aşırı yararlanma

Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir.

Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir.

Sübjektif unsurun ispatı uygulamada güçtür. Yalnızca “ödemeye ihtiyacım vardı” ya da “sigorta şirketi dayattı” biçimindeki beyanlar yeterli görülmemekte, zor durumun somut olarak ortaya konulması aranmaktadır. Ayrıca m. 28, dava dilekçesinde açıkça dayanılması gereken bir hükümdür; sonradan ileri sürülmesi güçlük doğurur.

Hatırlatma: Bununla birlikte sigortalının genel hükümlere dayalı olarak aşırı yararlanma dışında esaslı yanılma, aldatma veya korkutma iddiaları şartları varsa ileri sürülebilir. Bu sebeplerin hak düşürücü süreleri de ayrıca gözetilir.

VII. Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası (İMM)

1. İMM’nin hukuki işlevi

İMM, kazaya sebep olan aracın işleteninin üçüncü kişiye karşı sorumluluğunu, ZMMS limitlerinin üstünde kalan bölüm için ve poliçedeki limite kadar teminat altına alır. İMM sigortacısı, zorunlu sigortanın limiti tükendikten sonra ve yalnızca aşan kısımdan sorumludur. Bu nedenle pert farkı talebinde İMM sigortacısına başvurulabilmesi için önce ZMMS teminatının tüketildiğinin ortaya konulması gerekir. İMM çoğu kez kasko poliçesine ek teminat olarak düzenlense de hukuki işlevi kaskodan farklı bir sorumluluk sigortasıdır. Zarar gören üçüncü kişi, TTK m.1478 çerçevesinde İMM sigortacısına doğrudan talepte bulunabilir.

Ancak İMM’nin devreye girmesi için sigortacının fiilen ZMMS limitinin tamamını ödemiş olması her durumda zorunlu değildir; önemli olan gerçek zararın, kaza tarihindeki hukuken öncelikli ZMMS katmanını aşmasıdır. Başvuran, ZMMS’den eksik ödeme aldı diye aynı eksik kısmı doğrudan İMM’ye kaydıramaz. Hesapta önce yapılmış ZMMS ödemesi ve varsa kullanılmamış ZMMS kapasitesi ayrılır; yalnız bunun üstündeki zarar İMM katmanına geçer.

2. ZMMS ile sıralı, sürücü/işletenle sınırlı müteselsil sorumluluk

ZMMS sigortacısı ile İMM sigortacısı aynı zarar diliminden birlikte sorumlu değildir. Yargıtay, iki sigorta arasında sıralı bir yapı bulunduğunu kabul eder: ZMMS limiti içindeki bölüm ZMMS’ye, bunun üstündeki bölüm poliçe limiti içinde İMM’ye aittir. Buna karşılık sürücü ve işleten, kusur ve KTK sorumluluğu sınırlarında zararın tamamından; sigortacılar ise kendi katman ve limitleri içinde sorumlu tutulabilir. Hüküm fıkrası, hangi davalının hangi miktar için diğerleriyle müteselsil olduğunu açıkça göstermelidir.

Yargıtay 17. HD, E.2017/990, K.2019/9494, 16.10.2019“… Yasa koyucu, uğranılan maddi zararlar yönünden trafik sigortacısı ve varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk öngörmemiş, sıralı bir sorumluluk düzenlemiştir. Zarar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası kapsamında ise ihtiyari mali mesuliyet sigortacısının sorumluluğu doğmayacaktır ...”

3. Pert farkının İMM katmanından hesabı

Pert farkı ZMMS limitini aşıyorsa, İMM hesabı “gerçek zarar − sovtaj − kusur indirimi − önceki ödemeler − ZMMS’nin hukuken önce gelen kısmı” sırasıyla yapılır. İMM poliçesindeki muafiyet, limitin kişi/kaza bazında düzenlenişi, maddi-manevi teminat ayrımı ve varsa excess katmanları ayrıca uygulanır. Birden çok İMM/excess poliçesi varsa, kendi aralarındaki sıra poliçe metinlerinden belirlenir; açık sıra hükmü bulunmayan durumlar tartışmalıdır. Uygulamada excess poliçelerinin “en üst katman” olduğu, dolayısıyla önce olağan İMM teminatının tüketilmesi gerektiği yönünde bir kabul yaygındır. Ancak Yargıtay bu görüşte değildir.

Yargıtay 4. HD, E. 2024/4904, K. 2024/6393, 24.06.2024“... Yukarıda izah edilen sıralı sorumluluk ilkesi, zorunlu mali sorumluluk sigortası ve ihtiyari mali sorumluluk sigortaları arasında olup, ihtiyari mali sorumluluk sigortalarının kendi aralarında sıralı sorumlulukları olmadığı anlaşılmaktadır ...”

Anılan olayda kazaya karışan araç için üç poliçe bulunmaktaydı: zorunlu mali sorumluluk sigortası, bir şirket nezdinde 1.000.000,00 TL limitli ihtiyari mali sorumluluk sigortası ve başka bir şirket nezdinde “kasko excess” adı altında düzenlenmiş, yine 1.000.000,00 TL limitli ihtiyari mali sorumluluk teminatı. Hakem heyetleri, poliçenin excess adı altında düzenlenmiş olmasını gerekçe göstererek bu sigortacı yönünden davayı reddetmişti. Yargıtay, her iki ihtiyari sigortacının zorunlu sigorta limitini aşan kısımdan birlikte sorumlu olduğuna hükmederek kararı bozmuştur.

Uyarı: Poliçenin adı teminatın sırasını belirlemez. Kazaya karışan araç için birden fazla ihtiyari mali sorumluluk teminatı bulunduğunda, bunların tamamı davada taraf gösterilmelidir. Yalnızca birine yönelen dava, diğerinin teminatı ölçüsünde zararın karşılıksız kalması sonucunu doğurur ve sonradan taraf eklenmesi usul bakımından güçtür.

4. İMM’de ibraname ve mutabakat

İMM, KTK’da düzenlenen işleten sorumluluğunun ZMMS üstündeki bölümünü teminatlandırdığı için, sürücü/işleten/ZMMS/İMM sorumluluğunu daraltan tazminat anlaşmalarında KTK m.111’in uygulanması yönünde yargı uygulaması mevcuttur. İhtirazi kayıt içeren belge buraya kadar açıkladığımız üzere makbuz niteliğindedir. İhtitrazi kayıtsız belgede ise imzalandığı tarihten itibaren iki yıl içinde açık yetersizlik ortaya konularak KTK m.111/2 ileri sürülebilir.

İstanbul BAM 40. HD, E.2021/291, K.2023/916, 26.05.2023“...KTK m.111/2 hükmünün sürücü, işleten, trafik sigortacısı ve ihtiyari mali sorumluluk sigortacısının hukuki sorumluluğuna dair anlaşmalara ilişkin olduğu; mal sigortası olan kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklı alacak davalarında uygulanabilir nitelikte olmadığı belirtilmiştir...”
İzmir BAM 11. HD, E.2023/1521, K.2026/334, 26.02.2026“… trafik sigortacısı ve ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı arasındaki sıralı sorumluluğun gözetilmiş olmasına, KTK'nun 111/2 ibraname tarihi ile dava tarihi arasında 2 yıllık hak düşürücü sürenin dolmadığının anlaşılmış olmasına … göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir… “
İhtiyalı uygulama önerisi: İstinaf mahkemesi kararları bu yönde olsa da, İMM yönünden uygulama henüz istikrar kazanmamıştır. Bu yüzden uygulamada ihtirazi kayıt konulması, KTK m.111/2’deki iki yıllık sürenin dava/Tahkim yoluyla korunması ve TBK sebeplerinin ayrıca ileri sürülmesi en güvenli yaklaşımdır.

Bununla birlikte belgenin hangi borçluları ve hangi teminat katmanını kapsadığı metinden belirlenmelidir. Yalnız ZMMS hasar dosyasındaki ödeme makbuzu, açık ifadeler yoksa otomatik olarak ayrı İMM poliçesindeki bütün haklardan feragat anlamına gelmez. Aksine, “sürücü, işleten ve tüm sigortacılar” şeklindeki geniş ibra ifadeleri TBK m.166 bakımından diğer müteselsil sorumlulara etkisiyle birlikte değerlendirilir.

5. İMM’nin poliçedeki görünümleri

İMM teminatı üç farklı sözleşme görünümüyle kurulabilir. Belgenin hangi ürünün kapağı altında düzenlendiği, teminatın hukuki niteliğini değiştirmez: İMM her hâlde üçüncü kişiye karşı işleten sorumluluğunu, ZMMS limitlerinin üzerinde kalan bölüm için ve kararlaştırılan limite kadar güvenceye alan ihtiyari bir sorumluluk sigortasıdır.

Münferit İMM poliçesi: İMM, Kasko satın alınmaksızın bağımsız bir poliçe olarak düzenlenebilir. Poliçede sigortalı araç ve işleten, maddi/bedeni teminatın birleşik veya ayrı oluşu, limit, muafiyet, süre, coğrafi kapsam ve varsa manevi tazminat ek teminatı açıkça gösterilmelidir. Kaskonun bulunmaması bu sözleşmeye engel değildir; buna karşılık işletenin kanuni ZMMS yaptırma yükümlülüğü devam eder ve maddi-bedeni zararlarda İMM katmanı kural olarak ZMMS limitlerinin üstünde başlar.

ZMMS ile birlikte ek teminat: Sigorta şirketinin ürün ve kabul koşullarına göre İMM, ZMMS ile aynı satış paketi içinde, poliçeye bağlı ek teminat/kloz veya ayrı bir zeyil ve ek belgeyle kurulabilir. Bu düzenleme, ZMMS’nin kanuni teminat tutarını değiştirmez ve İMM’yi zorunlu sigortanın bir parçasına dönüştürmez. ZMMS ile İMM’nin prim, limit, genel/özel şart ve riziko başlangıcının ayrı ayrı anlaşılabilir olması gerekir; aynı sigortacının iki teminatı da vermesi sıralı sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Kaskoya ek teminat: Uygulamada en yaygın biçim, İMM’nin Kasko poliçesi içinde bir kloz veya ek teminat olarak gösterilmesidir. Kasko sigortası sigortalı aracın kendi mal zararını, İMM ise üçüncü kişiye karşı sorumluluğu teminatlandırır. Bu nedenle aynı poliçe belgesinde bulunsalar bile rayiç/pert tazminatı talebi ile üçüncü kişinin İMM talebi; teminat, ibra, muafiyet, halefiyet ve doğrudan dava hükümleri bakımından ayrı değerlendirilir.

Poliçe denetimi: Belgenin başlığında yalnız “Trafik” veya “Kasko” yazması yeterli değildir. İMM teminatının gerçekten kurulup kurulmadığı; teminat cetveli, kloz/zeyil, ayrıca alınan prim, limit, muafiyet, başlangıç-bitiş tarihi ve İMM Genel Şartlarına yapılan atıf birlikte okunarak belirlenmelidir. Zeyilin rizikodan sonra düzenlenip düzenlenmediği de ayrıca kontrol edilmelidir.

6. İMM ve excess poliçelerinde görülen uyuşmazlıklar

Uyuşmazlık, ürünün ‘İMM’ veya ‘excess’ diye adlandırılmasından çok teminat mimarisinin nasıl kurulduğunda düğümlenir. Poliçenin başlangıç eşiği, alt katmanların gerçekten tüketilip tüketilmediği, üst poliçenin alt poliçe şartlarını izleyip izlemediği ve aynı dilimde başka sigorta bulunup bulunmadığı birlikte okunmalıdır.

Uyuşmazlık ekseniİnceleme ölçütüTipik sonuç
Teminatın devreye girdiği eşikPoliçedeki parasal eşik ile ZMMS/İMM alt katmanlarının kapsamı karşılaştırılır.Zarar eşik altında kalıyorsa üst katman borcu doğmaz; salt eksik fiilî ödeme eşiği aşağı çekmez.
Alt katman limitlerinin tüketilmesiTüketilmenin fiilî ödeme, sulh, kesin hüküm veya hukuken hesaplanan zarar üzerinden gerçekleşip gerçekleşmediği klozdan belirlenir.Kloz açık değilse tarafların teminat beklentisi, genel şartlar ve gerçek zarar ilkesi birlikte yorumlanır.
Alt poliçe şartlarını izleme (follow-form)Üst poliçenin alt poliçenin tanım, istisna ve savunmalarını ne ölçüde devraldığı incelenir.Follow-form kaydı, üst poliçenin kendi limit, muafiyet ve özel istisnalarını ortadan kaldırmaz.
Diğer sigortalarla ilişkiAynı zarar dilimini örten poliçelerin başlangıç/bitiş noktaları ve diğer sigorta klozları karşılaştırılır.Sırf ‘excess’ adı, ihtiyari sigortacılar arasında kendiliğinden sıra yaratmaz; aynı dilimde birlikte sorumluluk doğabilir.
İbra ve doğrudan talepBelgenin hangi sigortacı, zarar kalemi ve katmanı kapsadığı; TTK m.1478 doğrudan talebi ile KTK m.111 tartışması ayrılır.İhtirazi kayıt ve iki yıllık süre korunmalı; geniş ibra ifadeleri katman bazında denetlenmelidir.

VIII. İbraname Sonuç Tablosu

DurumZMMSKaskoİMM
İhtirazi kayıt varMakbuz hükmünde; bakiye ispatlanırsa talep mümkünMakbuz hükmünde; KTK m.111 değil kayıt nedeniyle esasa girilirMakbuz hükmünde; katman ve bakiye ispatlanır
Kayıt yok, ödeme açıkça yetersizKTK m.111/2; belge tarihinden 2 yıl içindeKTK m.111 yok; TBK genel hükümler somut ispat isterKTK sorumluluğu nedeniyle m.111/2 yönünde güçlü dayanak
Kayıt yok, genel geçersizlik iddiasıKTK m.111 yanında TBK genel hükümler ileri sürülebilirTBK m.28/30/36/37; vakıa ve süreler kritikKTK m.111 yanında TBK genel hükümler ileri sürülebilir
Bakiye zarar yokTalep reddedilirTalep reddedilirZMMS katmanı aşılmıyorsa İMM talebi reddedilir

IX. Müteselsil Sorumluluk, Katmanlar ve Halefiyet

1. Sürücü, işleten ve ZMMS sigortacısı

KTK m.85 ve m.88 çerçevesinde işleten ile diğer sorumlular, zarar görene karşı aynı zarar dilimi için müteselsilen sorumlu olabilir. Sürücü kendi kusurlu fiilinden; işleten tehlike sorumluluğu ve yardımcı kişilerin kusurundan; ZMMS sigortacısı ise işletene düşen sorumluluğun poliçe teminatına giren kısmından kaza tarihindeki limit kadar sorumludur. Zarar gören, zararını aşmamak şartıyla borçlulardan birine veya birkaçına yönelebilir.

Sigortacının limiti, sürücü ve işletenin toplam sorumluluğunu azaltmaz. Gerçek zarar 700.000 TL ve 2026 araç başı ZMMS limiti 400.000 TL ise, kusur yüzde 100 varsayımıyla sürücü/işleten 700.000 TL’nin; ZMMS sigortacısı en çok 400.000 TL’nin ilgili kısmından sorumludur. Hükümde 400.000 TL’ye kadar müteselsillik, üst bölümde yalnız sürücü/işleten ve varsa İMM katmanı açıkça kurulmalıdır.

2. ZMMS ve İMM arasında müteselsillik yoktur

ZMMS ile İMM sigortacılarını zararın tamamından müteselsilen sorumlu tutmak, İMM’nin “ZMMS limitlerinin üzerinde kalan” zararı teminatlandıran yapısına aykırıdır. Aynı sigorta şirketi hem ZMMS hem İMM poliçesini düzenlemiş olsa bile hukuki katmanlar birleşmez. Hesap, hüküm ve icra takibi her katmanı ayrı göstermelidir.

3. Birden çok İMM ve excess (üst katman) poliçesi

Bir araç için birden çok İMM veya excess (üst katman) poliçesi bulunabilir. Önce her poliçenin başlangıç-bitiş tarihi, teminat tanımı, attachment point (teminatın devreye girdiği eşik) denilen başlangıç seviyesi, muafiyet ve diğer sigortalar klozu incelenir. Poliçeler kendi aralarında açık sıra kurmuşsa bu sıra izlenir. Açık sıra yoksa ve aynı katmanı teminatlandırıyorlarsa birlikte sorumluluk veya iç paylaşım gündeme gelebilir.

Excess İMM, sigortacılık tekniğinde alt katmandaki sorumluluk teminatlarının üzerinde ek kapasite sağlamak amacıyla düzenlenen ihtiyari mali sorumluluk poliçesi veya klozudur. “Excess”, yeni ve zorunlu bir sigorta türünün kanuni adı değildir. SEDDK tarafından ayrıca yayımlanmış bir “Excess Genel Şartı” bulunmadığından hukuki nitelik, Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ile poliçenin özel şartları birlikte okunarak belirlenir. Poliçe münferit bir üst katman sözleşmesi, Kasko içinde “Kasko Excess” klozu veya ayrı bir İMM poliçesi görünümünde olabilir.

Bu poliçe reasürans değildir. Reasürans, sigortacının kendi riskini başka bir sigortacıya devrettiği ve kural olarak zarar gören üçüncü kişiye doğrudan hak vermeyen iç ilişkidir. Excess İMM ise işletenin üçüncü kişiye karşı sorumluluğunu doğrudan teminatlandıran bir sorumluluk sigortasıdır; zarar gören, teminat kapsamı ve limit içinde TTK m.1478 uyarınca excess sigortacısına doğrudan yönelebilir. Sigortacılık dilinde “excess” sözcüğü bazen muafiyet anlamında da kullanıldığından,yalnız ürün adına bakılmamalı, somut poliçede üst katman mı yoksa sigortalının üzerinde kalan muafiyeti mi işaret ettiği belirlenmelidir.

Poliçenin ismi tek başına sıra kurmaz: Poliçenin üzerinde “Excess”, “Artan Limit” veya “Şemsiye” yazması, o sigortacının her durumda birincil İMM tamamen tükendikten sonra sorumlu olacağı anlamına gelmez. Başlangıç eşiği, alt poliçeler, tükenme şartı ve diğer sigortalar klozu açıkça düzenlenmeli; bu kayıtların zarar görene karşı ileri sürülebilirliği ayrıca değerlendirilmelidir.

Teminat katmanlarının olağan sözleşmesel görünümü aşağıdaki gibidir:

KatmanBaşlangıç noktasıAzami sorumlulukHukuki dayanak
ZMMSKanuni teminat sınırı içindeKaza tarihindeki zorunlu limitKTK, tarife ve ZMMS Genel Şartları
Birincil İMMKural olarak ZMMS limitlerinin üstündeİMM poliçesinde yazılı limite kadarİMM Genel Şartları ve poliçe özel şartları
Excess İMMAmaçlanan yapı: poliçede tanımlı teminatın devreye girdiği eşik üstündeExcess poliçesinde yazılı ek limite kadarİMM Genel Şartları, özel şartlar ve çoklu sigortaya ilişkin içtihat

Birincil İMM ile excess İMM’nin benzerlik ve farkları:

ÖlçütBirincil İMMExcess İMM
Hukuki türİhtiyari sorumluluk sigortasıAynı hukuki türün ek/üst limitli sözleşmesel görünümü
Korunan riskİşletenin üçüncü kişiye karşı hukuki sorumluluğuAynı sorumluluğun poliçede tanımlanan üst bölümü
Kaskodan ayrımSigortalı aracın kendi hasarını karşılamazKasko içinde yer alsa da kendi araç hasarını karşılamaz
Başlangıç eşiğiKural olarak ZMMS limitiPoliçede yazılı teminatın devreye girdiği eşik; uygulamada ZMMS veya ZMMS + başka İMM limitleri
Teminat kapsamıMaddi ve bedeni zarar; manevi tazminat ancak ek sözleşmeyleAlt teminatı aynen izleyebilir veya kendi istisnalarını kurabilir; follow-form otomatik değildir
LimitPoliçedeki birincil ihtiyari limitAlt katman üzerinde ilave limit; olay/yıl toplamı ve alt limitler ayrıca kontrol edilir
Savunma giderleriGenel ve özel şartlardaki kapsamdaLimit içinde mi dışında mı olduğu ve hangi aşamada üstlenileceği özel şarttan belirlenir
Doğrudan talepTTK m.1478 kapsamında mümkündürSorumluluk sigortası niteliği taşıdığı ölçüde TTK m.1478 kapsamında mümkündür
Birden çok poliçeAynı katmanı örten başka poliçeyle paylaşım doğabilirSadece “excess” adı sıra sağlamaz; aynı katman kabul edilirse birlikte/oransal sorumluluk tartışılır

Poliçe denetiminde özellikle şu kayıtlar aranmalıdır:

• Underlying insurance (Alt katman sigortaları): Alt sigortaların şirketi, poliçe numarası, teminat türü ve limitleri tek tek tanımlanmış mı?

• Attachment point (Teminatın devreye girdiği eşik): Excess teminatın başladığı parasal eşik, ZMMS limiti mi yoksa ZMMS ile birincil İMM limitlerinin toplamı mı?

• Exhaustion (Limitlerin tüketilmesi): Üst katmanın devreye girmesi için alt limitin fiilen ödenmesi mi, hukuken tüketilmiş olması mı veya yalnız gerçek zararın eşiği aşması mı aranıyor?

• Follow-form (Alt poliçe şartlarını izleme): Excess poliçesi alt poliçenin kapsam ve istisnalarını aynen mi izliyor, yoksa kendine özgü teminat dışı hâl ve muafiyetler mi içeriyor?

• Other insurance (Diğer sigortalarla ilişki): Aynı zararı örten diğer İMM poliçeleriyle sıra, oran veya rücu mekanizması açıkça kurulmuş mu?

• Limits of Liability (Limit yapısı): Olay başına, kişi başına ve yıllık toplam limitler ile manevi tazminat/masraf alt limitleri ayrı mı?

• Notice and Defence (Bildirim ve savunma): Hasarın excess sigortacısına ne zaman bildirileceği; sulh, ibra ve savunmanın kimin onayına bağlı olduğu düzenlenmiş mi?

TTK m.1485, sorumluluk sigortalarına TTK m.1466/1’i de uygular. Aynı menfaat, aynı dönem ve aynı riziko birden çok sigortacı tarafından aynı katmanda teminatlandırılmışsa sigortacıların, sigorta bedelleri toplamına göre kendi bedelleri oranında sorumluluğu gündeme gelir. Buna karşılık gerçekten farklı katmanlar kuran açık bir “attachment” kaydı varsa önce hangi zararın hangi katmana düştüğü belirlenmelidir. Yargıtay’ın excess İMM kararları, yalnız poliçe adından hareketle ihtiyari sigortacılar arasında sıra kurulamayacağını özellikle göstermektedir.

Pert farkı bakımından excess teminatı, kusurlu aracın değil zarar gören üçüncü kişinin aracındaki gerçek maddi zarar için önem taşır. Aşağıdaki örnek yalnız açık ve geçerli bir üst katman kaydı bulunduğu varsayımına dayanır: net zarar 1.300.000,00 TL, kusur yüzde 100, 2026 araç başına ZMMS limiti 400.000 TL, birincil İMM limiti 600.000 TL ve excess başlangıç eşiği 1.000.000 TL olsun.

KatmanHesapÖdenecek bölüm
ZMMSMinimum (400.000, 1.300.000)400.000 TL
Birincil İMMMinimum (600.000, 1.300.000 - 400.000)600.000 TL
Excess İMMMinimum (excess limiti, 1.300.000 - 1.000.000)300.000 TL
Karşılanmayan bakiye1.300.000 - toplam ödeme0 TL
Excess poliçesindeki üst eşik açık ve hukuken etkili değilse bu hesap otomatik uygulanmaz. Aynı zararı teminatlandıran iki ihtiyari sigortacı, Yargıtay uygulamasında ZMMS üstündeki bölümden birlikte sorumlu tutulabilir; paylaşım ve rücu, poliçe limitleri ile TTK m.1466/1 çerçevesinde ayrıca incelenir.

Başvuru sırasında birincil İMM ve excess sigortacılarına ayrı ayrı, haklar saklı tutularak bildirim yapılması güvenlidir. ZMMS, Kasko içindeki İMM, münferit İMM ve excess poliçelerinin tüm sayfaları ve zeyilleri, ödeme/ret yazıları, kullanılan limit dökümleri, gerçek zarar ve kusur hesabı birlikte sunulmalıdır.

Yargıtay 4. HD, E.2022/15003, K.2023/5407, 13.04.2023“… Yukarıda izah edilen sıralı sorumluluk esasına göre, davalı zorunlu mali sorumluluk sigortası ve ihtiyari mali mesuliyet sigortaları arasında olup, ihtiyari mali mesuliyet sigortalarının kendi aralarında sıralı sorumlulukları olmadığı anlaşılmaktadır …”
Karar, ZMMS ile ihtiyari sorumluluk sigortaları arasında sıra bulunduğunu; buna karşılık somut olayda Kaskoya bağlı İMM ile excess İMM’nin kendi aralarında sıralı olmadığını kabul etmiştir. İlk derece mahkemesinin iki ihtiyari sigortacıyı ZMMS üstündeki bakiye bakımından birlikte sorumlu tutan bozma ilamına uygun hükmü onanmıştır.
Yargıtay 4. HD, E. 2024/4904, K. 2024/6393, 24.06.2024“… Motorlu Kara Taşıt Araçları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 1 inci maddesine göre ise, sigortacı, zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçe limitinin dışında (üstünde) kalan miktardan başlayıp, ihtiyari mali sorumluluk sigortası teminat limitine kadar sorumludur. … yasa koyucu trafik sigortacısı ve ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk öngörmemiş, sıralı bir sorumluluk düzenlemiştir ...”
Sigorta Tahkim Komisyonu’nda görülen uyuşmazlıkta Kasko Excess poliçesinin yalnız adı nedeniyle dışarıda bırakılması isabetsiz bulunmuştur. Daire, Kaskoya bağlı İMM ile excess İMM’nin ZMMS limitini aşan bölümden kendi limitleri içinde birlikte sorumlu tutulması gerektiğini belirterek İtiraz Hakem Heyeti kararını bozmuştur.

4. Sigortacının halefiyeti

ZMMS Genel Şartlar B.3 uyarınca sigortacı, ödediği tazminat miktarınca hukuken hak sahibi yerine geçer. Kaskoda ise aynı sonuç TTK m. 1472’den doğar. Kasko sigortacısı tazminat ödediğinde TTK m.1472 uyarınca, ödediği miktar ölçüsünde “sigortalının sorumlulara karşı haklarına” halef olur. Bu durum, kendi kasko sigortacısından pert ödemesi alan araç malikinin, karşı tarafın zorunlu sigortacısına aynı kalem için ikinci kez başvuramayacağı anlamına gelir; o hak artık kasko sigortacısına geçmiştir.

Buna karşılık kendi kasko sigortacısının ödemesi zararını tam olarak karşılamıyorsa sigortalının bakiye zararı üzerindeki hakkı devam eder ve karşı tarafın zorunlu sigortacısına ya da işletene/sürücüye başvurabilir. Uygulamada bu durum, kasko poliçesi limiti ile gerçek zarar arasındaki farkın takibi biçiminde ortaya çıkmaktadır.

X. Vakıa, İspat Yükü ve Deliller

1. Başvuranın ispatlaması gereken vakıalar

Genel kural gereği pert farkı isteyen taraf; hak sahipliğini, rizikonun gerçekleştiğini, karşı tarafın kusurunu (sorumluluk sigortalarında), aracın tam/ağır hasar ve onarım ekonomisini, kaza tarihindeki rayici, sovtajı, aracın kimde kaldığını, önceki ödemeleri ve hesaplanan bakiyeyi ispatlar. İhtirazi kayda dayanıyorsa kaydın belgenin parçası olduğunu, KTK m.111/2’ye dayanıyorsa iki yıllık süre içinde itirazı ve açık yetersizliği, TBK m.28 veya irade sakatlığına dayanıyorsa bunların özel vakıalarını ortaya koymalıdır.

2. Sigortacının ispatlaması gereken vakıalar

Sigortacı, geçerli poliçe ve ödeme belgeleriyle sorumluluğunu yerine getirdiğini; dayandığı muafiyet, limit kullanımı ve geçerli ibrayı; rizikonun teminat dışında kaldığı savunmasını ve sovtajın hak sahibine fiilen bırakıldığı/ödenebildiği olgularını ispatlamalıdır. TTK m.1409/2 gereğince rizikonun teminat dışında kaldığını ispat yükü kural olarak sigortacıdadır. ‘Hasar dosyasında vardır’ denilmesi yerine poliçe, özel şart, eksper raporu, ihale kaydı ve ödeme dökümü dosyaya getirtilmelidir.

XI. Usul Hükümleri

1. Sigortacıya ön başvuru

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 97 — Doğrudan doğruya talep ve dava hakkı

Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.

Bu başvuru, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 114/2 kapsamında özel bir dava şartıdır. Ancak Yargıtay şartı biçimsel olarak değil amacına göre yorumlamaktadır: amaç, sigortacının rizikodan ve talebin kapsamından haberdar edilmesidir.

Yargıtay 4. HD, E. 2023/12689, K. 2024/4378, 08.05.2024“… davadan önce tarafların zorunlu olmamasına rağmen ihtiyari olarak arabuluculuk yoluna başvurdukları, bu şekilde davalı sigorta şirketinin rizikonun gerekleştiği ve kapsamı konusunda bilgi sahibi olduğu dolayısıyla 2918 sayılı Kanun’un 97 nci maddesi ile amaçlanan durumun gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca ilk derece mahkemesince dava şartı noksanlığının giderilmiş olduğu gözetilerek işin esasının incelenmesi gerekir …”

Karar ayrıca şartın tamamlanabilir nitelikte olduğunu ortaya koymaktadır: eksiklik varsa mahkemenin makul süre vererek tamamlattırması, ancak bundan sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 115/2 uyarınca işlem yapması gerekir. Doğrudan usulden ret kararı verilmesi hatalıdır.

Başvurunun kapsamı da önemlidir: Pert farkı için başvuru yapılmışsa, dava dilekçesinde yalnızca o kalem istenebilir. Değer kaybı ya da araç mahrumiyeti gibi başvuruda yer almayan kalemler bakımından dava şartı ayrıca değerlendirilir. Ancak 1 Temmuz 2026’dan itibaren araç hasarı başvurusunun değer kaybı talebini de kapsadığı kabul edildiğinden, bu ayrım maddi zarar kalemleri bakımından yumuşamıştır.

Zorunlu sigortacıya başvurudan itibaren 15 gün (KTK m.97) , diğer sigortacılara başvurudan itibaren ise 15 iş günü içinde yazılı cevap verilmez veya cevap talebi karşılamazsa Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulabilir. (5684 sK. 30/13-c.2)

Uygulamada sigortacı tarafından kısmen ödeme yapılması durumunda her seferinde Komisyona başvurmadan önce tekrardan itiraz başvurusu yapılması aranmakta, aksi takdirde başvuru işleme alınmamaktadır. Yazılı başvurunun sigortacıya ulaştığı tarih mutlaka ispatlanmalıdır. Günümüz şartlarında en az külfetli olan ve muhatabın gönderiden haberdar olması konusunda tereddüt yaşanmadığı başvuru yolu kayıtlı elektronik posta (KEP) kanalıyla sigorta şirketlerinin kep adreslerine elektronik posta göndermektir. Kayıtlı Elektronik Posta (KEP) ile gönderilen standart bir ileti, alıcının adresine ulaşmasını izleyen ertesi iş günü sonunda hesap sahibi tarafından ileti açılmamış olsa bile okunmuş/tebliğ edilmiş sayılır. Kasko bakımından KTK m.97 uygulanmaz; ancak ihbar, belge sunumu ve muacceliyet için yazılı hasar başvurusu zorunlu pratik adımdır. İMM’de doğrudan talep TTK m.1478’e dayanır.

SEDDK’nın 2026/22 sayılı Genelgesiyle düzenlenen Özel Hasar İletişim Merkezi (Alo 193/OHİM) 1 Eylül 2026’da yürürlüğe girecektir.

2. Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru

Zarar gören, 18/04/2013 tarihinden sonra ortaya çıkan zorunlu sigorta uyuşmazlıklarında muhatap sigorta şirketinin Sigorta Tahkim Komisyonu’na üye olup olmadığına bakılmaksızın, dava açmak yerine, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30 çerçevesinde Sigorta Tahkim Komisyonu’na da başvurabilir. Kasko ve İMM gibi ihtiyari sigortalarda ise muhatap sigorta şirketinin Komisyon’a üyelik tarihi ve rizikonun meydana geldiği tarih bakımından kapsamda olup olmadığı kontrol edilmelidir. Aynı uyuşmazlık mahkemeye veya tüketici hakem heyetine taşınmışsa Komisyona başvuru yapılamaz.

Sigorta Tahkim Komisyonuna üye kuruluşlar için tıklayınız

Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuru yalnız sigortacı hakkında sonuç doğurur; sürücü ve işletene Tahkim’de husumet yöneltilemez. Zarar ZMMS ve İMM katmanlarını aşıyor, kusur karmaşık, geniş tanık/ keşif ihtiyacı var veya tüm sorumlulara tek hüküm isteniyorsa dava yolu daha elverişli olabilir.

3. Dava şartı arabuluculuk

Sürücü ve işletene karşı haksız fiil hükümlerine dayanılarak açılan davada davacı tacir değilse veya zarar onun ticari işletmesiyle ilgili değilse, işleten tacir olsa dahi dava kural olarak ticari değildir. Davacı ile işleten tacir olup uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmeleriyle ilgiliyse ticari uyuşmazlık ve dava şartı arabuluculuk söz konusu olur. Tacir olmayan sürücü bakımından ise arabuluculuk şartı ayrıca değerlendirilir.

Antalya BAM 13. HD, E. 2026/87, K. 2026/238, 16.02.2026“… somut dosyanın davacısının gerçek kişi olmasından dolayı davalı sürücü ve işletene karşı açtığı davanın Türk Ticaret Kanunu 4. maddesi kapsamına girmediği… davalı sürücü ve işletene karşı açılan dava yönünden de zorunlu arabuluculuk dava şartının söz konusu olmadığı, bu başvurunun ihtiyari arabuluculuk olarak değerlendirilebileceği ...”
Anılan kararda davacı, dava şartı olduğu düşüncesiyle arabulucuya başvurmuş, dava kabul edilmesine rağmen arabuluculuk gideri kendi üzerinde bırakılmıştır.

Sigorta şirketine karşı açılacak pert farkı tazminatı davası ZMMS ‘den kaynaklanıyorsa zorunlu sorumluluk sigortaları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) 1483 vd. maddelerinde düzenlendiğinden TTK m. 4/1-a anlamında uyuşmazlık ticari dava sayılır ve dava açılmadan önce arabuluculuğa başvuru TTK m.5/A gereğince dava şartıdır. ZMMS’de sigortacıya KTK m.97 başvurusu ile arabuluculuk birbirinin yerine geçmez, ikisi de tamamlanmalıdır. Sürücü ve işletenin de aynı davada taraf yapılacağı hâllerde, sigortacıya yönelik ticari talep nedeniyle arabuluculuk son tutanağının dosyaya eklenmesi güvenli yoldur.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, ZMMS’nin 2918 sayılı KTK ile düzenlenmesini gerekçe göstererek zorunlu arabuluculuk bulunmadığını kabul etmektedir. Buna karşılık İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, sigorta sözleşmelerinin TTK’da düzenlenmesi nedeniyle ZMMS talebini mutlak ticari dava saymakta ve TTK m.5/A uyarınca arabuluculuğu dava şartı kabul etmektedir. Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurmadan önce arabuluculuk aranmaz.

Yargıtay 4. HD, E. 2023/12689, K. 2024/4378, 08.05.2024“… Ne var ki karayolları motorlu araçlar zorunlu mali mesuliyet sigortası 2918 sayılı Kanun ile düzenlendiğinden karayolları motorlu araçlar zorunlu mali mesuliyet sigortacısına karşı açılacak davalar zorunlu arabulucuk dava şartına tabi değildir …
İzmir BAM 11. HD, E.2022/47, K.2024/1252, 26.06.2024“… davanın konusu TTK hükümleri içerisinde düzenlenmiş bulunan sigorta sözleşmelerinden kaynaklanmış olup TTK 4 maddesi uyarınca mutlak ticari dava niteliğindedir ...”
YaklaşımHukukî dayanakUygulama sonucu
Yargıtay 4. HD: arabuluculuk zorunlu değilZMMS’nin KTK’da düzenlenmesi; KTK m.97 ön başvurusunun uyuşmazlığı yargı öncesi çözme amacıArabuluculuk yapılmadan ZMMS davasının esasına girilebilir; ihtiyari arabuluculuk KTK m.97’nin amacını da karşılayabilir.
İzmir BAM 11. HD: arabuluculuk dava şartıSigorta hukukunun TTK’da düzenlenmesi; TTK m.4/1-a ve m.5/ATazminat davasından önce arabuluculuk son tutanağı aranır.
İhtiyatlı uygulama önerisi: Arabuluculuk başvurusu yapılmadan açılan davada usulden ret riskini bertaraf etmek adına KTK m.97 gereğince sigortacıya yazılı başvuru özel dava şartını tamamladıktan sonra dava şartı arabuluculuğa başvurulması tavsiye edilir.

Kasko sigortacısına karşı sigortalı tarafından açılacak pert farkı tazminatı davasında ise, arabuluculuğun türü de poliçenin kullanım amacına göre belirlenir. Sigortalı, aracı ticari veya mesleki amacı dışında kullanan tüketici ise ve talep 2026 yılı için 186.000 TL’nin altında kalıyorsa önce Tüketici Hakem Heyetine başvurulması gerekir; bu başvuru 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) m.73/A’daki istisna nedeniyle arabuluculuğa tâbi değildir. Tüketici uyuşmazlığı 186.000 TL veya üzerindeyse Tüketici Mahkemesinde dava açılmazdan önce TKHK m.73/A uyarınca arabuluculuğa başvuru dava şartıdır. Poliçe, ticari veya mesleki faaliyete ilişkinse yaşanan uyuşmazlık ticari iş kaynaklı sayılır ve tazminat talebi için Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açılmazdan önce arabuluculuğa başvuru TTK m.5/A gereğince dava şartıdır.

Başvuru formunda uyuşmazlık, görevli mahkemeyi belirleyen maddi vakıaya uygun olarak ‘tüketici işlemi niteliğindeki kasko sigorta tazminatı’ veya ‘ticari nitelikteki kasko sigorta tazminatı’ şeklinde açıklanmalıdır. Salt sigortalının gerçek kişi olması tüketici sıfatını; tacir olması da her durumda ticari amaç unsurunu tek başına kanıtlamaz. Yanlış görev ve dava şartı tartışmasını önlemek için poliçe, ruhsat, aracın kullanım biçimi ve işletme kayıtları baştan birlikte değerlendirilmelidir.

İMM ve sorumluluk teminatı niteliğindeki excess poliçelerinde arabuluculuk, talebi kimin hangi hukuki ilişkiye dayanarak ileri sürdüğüne göre ayrılır. Zarar gören üçüncü kişi TTK m.1478 uyarınca İMM veya excess sigortacısına doğrudan yöneliyorsa taraflar arasında tüketici işlemi bulunmaz; para alacağı ve tazminat istemi için Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açılmazdan önce TTK m.5/A kapsamında ticari uyuşmazlık arabuluculuk başvurusu yapılır. Zarar görenin gerçek kişi olması, aracının hususi olması veya talep tutarının Tüketici Hakem Heyeti sınırının altında kalması doğrudan bu talebi tüketici uyuşmazlığına dönüştürmez.

Buna karşılık sigortalı, zarar görene yaptığı ödemeyi veya kendi sorumluluğunun poliçe kapsamında karşılanmasını kendi İMM/excess sigortacısından istiyorsa uyuşmazlık sigorta sözleşmesinin tarafları arasındadır. Bu durumda, hususi ve ticari/mesleki amaç dışında düzenlenen poliçede kaskodaki tüketici rejimi uygulanır: 2026 yılı için 186.000 TL’nin altındaki talep Tüketici Hakem Heyetine götürülür, 186.000 TL veya üzerindeki talepler için Tüketici Mahkemesinde dava açmazdan önce TKHK m.73/A uyarınca arabuluculuğa başvurulması dava şartıdır. Araç veya poliçe ticari/mesleki faaliyete ilişkinse TTK m.5/A kapsamında ticari uyuşmazlık için dava şartı arabuluculuk başvurusu yapılmalıdır. Poliçenin Kaskoya veya ZMMS’ye ek kloz olarak düzenlenmesi ya da ‘Kasko Excess’ adını taşıması bu ayrımı değiştirmez, teminat üçüncü kişi sorumluluğunu örten bir üst katmansa İMM/excess niteliği esas alınır.

Burada soru işareti yaratabilecek husus Kasko veya İMM/excess poliçeleri tüketici işleminden doğan bir uyuşmazlığa sebebiyet veriyorsa, normal şartlarda dava veya tahkim yoluna gidildiğinde 6100 sayılı HMK m.109 gereğince başlangıçta kısmi olarak yöneltilebilen tazminat talebi tüketici uyuşmazlığı söz konusu olduğunda 2026 yılı için 186.000 TL ‘nin altında kaldığında öncelikle Tüketici Hakem Heyetine başvurulması zorunludur. Peki başvurucu, başlangıçta objektif olarak belirleyemeceği pert farkı tazminatı talebini Tüketici Hakem Heyeti başvurusuna nasıl konu edebilir? Burada Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliği devreye girer.

Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliği m. 6/4

Başvurunun, tek bir uyuşmazlıkla ilgili olması ve uyuşmazlık konusunun bu maddede belirtilen parasal sınırı aşması halinde, sınırı aşan kısımdan feragat edilerek tüketici hakem heyetine başvuru yapılabilir.

Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliği m. 19

Tüketici hakem heyeti incelemeyi, raportör tarafından hazırlanan rapor ve ilgili belgelerin yer aldığı dosya üzerinden yapar. Gerekli görmesi halinde tüketici hakem heyeti ayrıca tarafları ve bilirkişiyi dinler.

Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliği m. 20/1

Tüketici hakem heyeti, uyuşmazlık ile ilgili karar verirken tarafların talebiyle bağlıdır. Ancak başvurunun yapıldığı tarihte uyuşmazlık miktarının tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olmadığı durumlarda, başvuru sahibinin hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktarı belirtmesi ve inceleme sürecinde uyuşmazlık miktarının bilgi veya belgelerle tam olarak tespit edilmesi halinde talep edilen miktardan daha fazlasına veya azına karar verilebilir. Verilen kararın her hâlükârda 6 ncı maddede belirtilen parasal sınır dâhilinde olması gerekir.

Yargıtay, anılan yönetmelik doğrultusunda Tüketici Hakem Heyetinin gerekli görmesi halinde bilirkişi incelemesi yoluna başvurabileceğini, başvurunun yapıldığı tarihte uyuşmazlık miktarının tam ve kesin olarak belirlenemediği durumlarda başvurucunun asgari bir miktar gösterebileceğini ve başlangıçta talep edilen miktardan daha fazlasına veya daha azına hakem heyetince karar verilebileceğine hükmetmiştir.

Yargıtay HGK, E.2017/1707, K.2018/1805, 29.11.2018“… Davacı, davalı TOKİ ile yapılan gayrimenkul satış sözleşmesi gereğince 16 ay içerisinde teslim edilmesi gereken dairenin süresinden sonra 11 ay 7 gün geç teslim edildiğini belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak geç teslimden kaynaklanan kira alacağı tazminatı olarak 1.348,00 TL’nin yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş; ıslah ile talebini 2.246,00 TL’ye çıkarmıştır…. Mahkemece, uyuşmazlığın il tüketici hakem heyeti tarafından çözümlenmesi gerektiği kabul edilerek davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemenin değinilen bu yönü göz ardı ederek yazılı şekilde hüküm tesis etmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir...” gerekçesi ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekilinin temyiz itirazları üzerine Özel Dairece yukarıda karar başlığında yazılı gerekçe bozulmuştur.
Bozma kararına karşı yerel mahkemece önceki karar gerekçelerinin yanı sıra yaklaşık kira kaybının davanın açıldığı tarihte davacı tarafından tespiti mümkün olmayıp ancak mahkemece yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda tespit edilebileceğinden görevin tüketici mahkemesine ait olduğu, benzer kararlar Özel Dairece onanmışken yazılı gerekçe ile bozma kararı verilmesinin hukuk güvenliğine zarar verdiği de belirtilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
… 27.10.2014 tarihinde Resmî Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliği’nin 18’inci maddesine göre “Tüketici hakem heyeti incelemeyi, raportör tarafından hazırlanan rapor ve ilgili belgelerin yer aldığı dosya üzerinden yapar. Gerekli görmesi hâlinde tüketici hakem heyeti ayrıca tarafları ve bilirkişiyi dinler. Anılan Yönetmelik’in 19’uncu maddesine göre de “Tüketici hakem heyeti çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut re’sen, bilirkişinin görüşünün alınmasına karar verebilir.” Tüketici hakem heyetleri kural olarak taleple bağlıdır. Bununla birlikte başvurunun yapıldığı tarihte uyuşmazlık miktarının tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olmadığı durumlarda Yönetmelik’in 22’nci maddesi hükmü çerçevesinde başvuru sahibinin hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktarı belirtmesi ve inceleme sürecinde uyuşmazlık miktarının bilgi veya belgelerle tam olarak tespit edilmesi hâlinde talep edilen miktardan daha fazlasına veya daha azına tüketici hakem heyetince karar verilebilir. Verilen kararın her hâlükârda 6'ncı maddede belirtilen parasal sınırlar dâhilinde olması gerekir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay irdelendiğinde; uyuşmazlık miktar itibari ile tüketici sorunları hakem heyetinin görev sınırı dâhilinde olup yerel mahkemece tüketicinin hakem heyetine başvurma zorunluluğu göz ardı edilerek işin esası hakkında hüküm tesisi yerinde görülmemiştir… “
Yargıtay yerel mahkemenin “zararın ancak bilirkişi incelemesiyle belirlenebileceği” gerekçesini reddetmiş, teknik inceleme gerekmesinin Tüketici Hakem Heyetine zorunlu başvuruyu ortadan kaldırmadığını kabul etmiştir.

Başlangıçta asgari bir miktar belirterek başvurulmuşsa da yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde alınan raporda başvrucunun pert farkı alacağının 2026 yılı parasal sınırı olan 186.000 TL ‘ye ulaşması halinde, Tüketici Hakem Heyeti görev sınırını aşması nedeniyle başvurunun usulden reddine karar verirse, bu durumda başvurucu Tüketici Mahkemesinde dava açmazdan önce dava şartı arabuluculuğa başvurmalıdır.

Başvurucu, pert farkı alacağının 2026 yılı parasal sınırı içinde Tüketici Hakem Heyetince karara bağlanmasını istiyorsa uyuşmazlık miktarının 186.000 TL ‘den az olması gerekmektedir.

Buna göre başvurucu, Tüketici Hakem Heyetine sunduğu başvuru dilekçesine “bilirkişi incelemesi ile tepit edilecek alacağı doğrultusunda şimdilik … TL uyuşmazlık miktarının 2026 yılı parasal sınırını aşan kısımdan THH yönetmeliği m. 6/4 uyarınca kayıtsız ve şartsız olarak feragat ettiğini” yazdığı takdirde, sonrasında alınacak bilirkişi raporunda tespit edilen alacağının hakem heyeti inceleme sınırını aşan kısmından yönetmelik m.6/4 gereğince feragat etmiş olur ve artık Tüketici Hakem Heyetince inceleme sınırı içinde karar verilmelidir. Ancak böyle bir feragate rağmen alacak tutarının parasal sınırı aşması durumunda bile hakem heyetini kabul kararı vermeye zorlayacak bir norm yoktur.

Diğer yandan başvurucu, raporun ne çıkacağından bağımsız olarak başlangıçtaki talebini hakem heyeti inceleme sınırının altında tutar ve bilirkişi raporunda tazminat alacağı talep ettiğinden daha fazla tespit edilirse, alacağın kalanından peşinen vazgeçmiş olur ve kendi zararına yol açar. Dolayısıyla daha en başından feragat yoluna başvurulması tavsiye edilmez.

4. Görevli mahkeme

Karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası hükümleri her ne kadar KTK ‘da düzenlenmiş olsa da, zorunlu sorumluluk sigortalarına ilişkin genel hükümler TTK’nın 1483 vd. maddelerinde düzenlendiğinden yaşanan uyuşmazlıklar TTK m. 4/1-a anlamında ticari dava sayılır ve görevli mahkeme TTK m.5 gereğince Asliye Ticaret Mahkemesidir. Sigortacı ile birlikte sürücü ve işletene yöneltilen, aynı kaza ve zarar hesabına dayalı talepler bağlantılı olduğundan birlikte Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerekir. Salt sürücü/işletene karşı haksız fiil kaynaklı tazminat davası açılır ve ticari bağlantı yoksa genel görev kuralları çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesi gündeme gelir.

Yargıtay 20. HD, E.2015/2048, K.2015/7638, 18.09.2015“… Zorunlu sigortalar TTK'nın 1483 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. TTK'nın 4/1-a ve 5. maddesi hükümleri karşısında, mutlak ticari nitelikteki bu davada asliye ticaret mahkemesi görevli bulunmaktadır…davalı sigorta şirketi ile araç sürücüsü ve işletene karşı birlikte açılan davalar arasında bağlantı olduğu, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceği kuşkusuzdur. Usûl ekonomisi ve daha isabetli bir karar için davaların birlikte görülmesi zorunludur. Asliye ticaret mahkemesince birlikte görülmesi gereken davaların sonradan tefrik edilmesi göreve ilişkin kuralları değiştirmez ...”
Sigorta şirketi ile sürücü/işletene yöneltilen trafik kazası kaynaklı tazminat taleplerinin bağlantılı olduğu ve Asliye Ticaret Mahkemesinde birlikte görülmesi gerektiği yönündeki görev uyuşmazlığı kararıdır.

Kasko sigortacısına karşı sigortalının açacağı davada belirleyici ölçüt, sigortalının yalnızca gerçek kişi veya tacir olması değil, kasko sözleşmesini hangi amaçla kurduğudur. Araç ticari veya mesleki faaliyet dışında, kişisel ihtiyaç için kullanılıyorsa kasko sözleşmesi TKHK m.3 kapsamında tüketici işlemidir ve TKHK m.73 gereğince Tüketici Mahkemesi görevlidir. Sigortanın TTK’da düzenlenmiş olması bu sonucu değiştirmez; TKHK m.83/2 tüketici işlemi ve tüketici mahkemesi niteliğinin korunmasını sağlar. Buna karşılık şirket aracı, taksi, kiralama aracı, yük taşımacılığı aracı veya ticari işletmenin faaliyetine tahsisli araç için düzenlenen kaskoda uyuşmazlık mutlak ticari dava niteliğindedir ve Asliye Ticaret Mahkemesinde görülür.

Gerçek kişi tacir de işletmesiyle ilgisi bulunmayan, kişisel aracına ilişkin kasko sözleşmesinde tüketici olabilir. Bununla birlikte TTK m.19’daki ticari iş karinesi nedeniyle kişisel amaç açıkça ortaya konulmalıdır. Ruhsattaki ‘hususi’ kaydı önemlidir ancak tek başına kesin değildir; aracın işletme aktifine veya gider kayıtlarına alınıp alınmadığı, amortisman konusu yapılıp yapılmadığı, kazanç elde etmede kullanılıp kullanılmadığı, poliçedeki kullanım türü ve fiilî kullanım birlikte incelenir.

Sigortalı ve kullanım amacıGörevli merciKasko bakımından gerekçe
Gerçek kişi; kişisel/hususi kullanımTüketici MahkemesiTicari veya mesleki amaç dışında kurulan sigorta sözleşmesi tüketici işlemidir. 2026’da 186.000 TL altındaki uyuşmazlık önce Tüketici Hakem Heyetine götürülür.
Gerçek kişi tacir; işletmeyle ilgisiz kişisel kullanımTüketici MahkemesiTacir sıfatı tek başına yeterli değildir; TTK m.19 karinesi somut kayıt ve kullanım biçimiyle çürütülebilir.
Tacir/şirket; işletme veya ticari-mesleki kullanımAsliye Ticaret MahkemesiBu durumda Kasko sözleşmesi tüketici işlemi değildir; sigorta hukukundan doğan uyuşmazlık mutlak ticari davadır.
Yargıtay 17. HD, E.2016/16028, K.2017/11263, 04.12.2017“… Davalı şirket ile davacı arasındaki ilişki ise 6502 sayılı Kanunun 3/1 maddesi kapsamında kalan tüketici işlemlerinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle davacının açtığı tazminat davasında Tüketici Mahkemesi'nin görevli olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir ...”
İstanbul BAM 8. HD, E.2022/1517, K.2022/1133, 22.09.2022“… Kasko Sigorta Poliçesine göre davacıya ait aracın hususi araç olduğu, ticari araç olmadığı, davacının gerçek kişi tacir olduğu kabul edilse dahi, işin davacının ticari işletmesiyle ilgisi bulunmaması nedeniyle taraflar arasında ki uyuşmazlığın TTK kapsamında nispi ticari dava niteliğinde olmadığı, yine TTK da düzenlenen hususlardan doğmayan uyuşmazlığın mutlak ticari dava niteliğinde de bulunmadığı, hal böyle olunca da, Asliye Ticaret Mahkemesinin davaya bakma hususunda görevli olmadığı, taraflar arasında ki ilişkide davacının 6502 sayılı yasa kapsamında tüketici olması nedeniyle davaya bakma görevinin Tüketici Mahkemelerine ait olduğu yönündeki ilk derece mahkemesinin değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla ...”
Kesin nitelikteki kararda, gerçek kişi tacirin poliçede hususi araç olarak gösterilen ve ticari işletmesiyle ilgisi bulunmayan aracı yönünden tüketici sayılabileceği kabul edilmiştir. Bu nedenle tacir sıfatı tek başına Asliye Ticaret Mahkemesini görevli kılmaz.
İstanbul BAM 37. HD, E.2024/1956, K.2025/866, 24.03.2025“… Davacı vekilinin 05/04/2023 tarihli dilekçe ve eki belgelere göre tacir olduğu ve aracın ticari amaçla kullanılan bir araç olduğu ve istinaf kararında da görev noktasından açık bir tespit hükmü bulunmadığı nazara alındığında, kasko sigorta sözleşmesinin tüketici işlemi mahiyetinde olmadığı, giderek uyuşmazlığın sigorta hukukundan kaynaklanması nedeniyle, mutlak ticari dava niteliğindeki davaya bakmak görevi asliye ticaret mahkemesine ait bulunmaktadır ...”
Kesinleşmiş görev uyuşmazlığı kararında, davacının tacir ve aracın ticari amaçlı olması nedeniyle kasko sözleşmesi tüketici işlemi sayılmamış, Asliye Ticaret Mahkemesi yargı yeri olarak belirlenmiştir.

İMM ve excess poliçeleri yönünden görev ayrımı da arabuluculuk ayrımıyla aynıdır. Zarar gören üçüncü kişinin İMM/excess sigortacısına doğrudan açtığı davasında, sigortacı ile zarar gören arasında sözleşme ve tüketici işlemi bulunmadığından görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. Bu sonuç, zarar görenin tüketici veya gerçek kişi olmasıyla değişmez. Sürücü ve işletenin de sigortacı ile birlikte aynı tazminat davasında davalı gösterilmesi hâlinde bağlantılı talepler Asliye Ticaret Mahkemesinde birlikte görülebilir.

Yargıtay 17. HD, E.2015/18768, K.2016/256, 13.01.2016“… Somut olayda, davacılar murislerinin trafik kazasından kaynaklanan ölümü nedeniyle yaya olan murise çarpan çekicinin ihtiyari mali mesuliyet sigortacısından manevi tazminat talep etmektedirler. Taraflar arasında herhangi bir akdi ilişki olmayıp davalı ... şirketinin sorumluluğunun kaynağı murise çarpan aracın ihtiyari mali mesuliyet sigorta poliçesini düzenleyen sigorta şirketi olmasından kaynaklanmaktadır. Bu durumda uyuşmazlık, ihtiyari mali mesuliyet sigortacısından manevi tazminat istemine ilişkin olup, taraflar arasında herhangi bir tüketici ilişkisi bulunmamasına ve davanın ihtiyari mali mesuliyet sigorta poliçesinden kaynaklanmasına göre, mahkemece yargılamaya devam edilip işin esası yönünden varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir ...”
Zarar gören üçüncü kişiler ile İMM sigortacısı arasında sözleşme ve tüketici ilişkisi bulunmadığı için uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesine gönderilmesi bozma nedeni yapılmıştır. İMM poliçesine dayanan doğrudan üçüncü kişi talebi Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmelidir.

Sigortalının kendi İMM/excess sigortacısına karşı poliçe edimi veya rücuen tahsil isteminde ise kasko ile aynı amaç testi yapılır. Hususi araç ve ticari/mesleki amaç dışında kurulmuş poliçede Tüketici Mahkemesi; şirket aracı, kiralama, taksi, taşımacılık veya işletmeyle bağlantılı kullanımda Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir. Excess için ayrıca ve yalnız ürün adına bağlı özel bir görev kuralı yoktur. Somut poliçe üst katman sorumluluk sigortasıysa İMM’ye ilişkin bu ayrım; birinci şahıs mal sigortası niteliğindeyse kaskoya ilişkin ayrım uygulanır.

İstanbul BAM 8. HD, E.2023/105, K.2025/1730, 19.11.2025“… Açıklamalardan sonra somut olaya gelince; davalı sigorta şirketi nezdinde Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı (İMMS) ve kullanım amacı hususi olan ... plaka sayılı aracın sahibi sigortalı davacı gerçek kişi olup tacir değildir...Bu halde, ilk derece mahkemesince davaya bakma hususunda Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğu değerlendirilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla istinaf incelemesine konu kararın verilmesi doğru olmamıştır ...”
Kesin nitelikteki kararda, hususi kullanımdaki aracın gerçek kişi ve tacir olmayan sigortalısının kendi İMM sigortacısına rücuen yöneldiği talep tüketici işlemi sayılmış; Tüketici Mahkemesi görevli kabul edilmiştir. Bu karar, doğrudan üçüncü kişi talebi ile sigortalının kendi akidine dayanan talebinin ayrılması gerektiğini göstermektedir.

5. Yetkili mahkeme

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 110

İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.

Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir.

Yetki konusunda mevzuatta zarar gören lehine geniş bir seçim hakkı vardır. Buna göre, KTK m.110 uyarınca motorlu araç kazalarından doğan hukuki sorumluluk davaları, sigortacının merkez veya şubesinin ya da sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemesinde ve kazanın meydana geldiği yer mahkemesinde açılabilir.

ZMMS yönünden yetki kuralı ayrıca Genel Şartlar C.7’de düzenlenmiştir: dava, sigortacının merkez veya şubesinin ya da sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemesinde, kazanın meydana geldiği yer mahkemesinde ya da zarar görenin ikametgâhının bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi uyuşmazlığın çözümü için Sigorta Tahkim Komisyonuna’da başvurulabilir.

Kasko yönünden yetki kuralı ise Genel Şartlar C.8’de düzenlenmiştir: davada görevli mahkeme, sigorta şirketi merkezinin veya sigorta sözleşmesine aracılık yapan acentenin ikametgahının bulunduğu veya rizikonun gerçekleştiği yerde, sigortacı tarafından açılacak davalarda ise davalının ikametgahının bulunduğu yerde ticaret davalarına bakmakla görevli mahkemedir. Sigortalı, sigortacının Sigorta Tahkim Sistemine üye olması halinde tahkim usulünden faydalanabilir.

İMM yönünden yetki kuralı ise Genel Şartlar m.16’da düzenlenmiştir: Sigortacı ile sigortalı arasındaki ihtilaflarda yetkili mahkeme sigortalının ikametgahının veya sigortacının merkezinin veya poliçeyi imza eden acentenin bulunduğu yer mahkemesidir. Motorlu araç kazalarından dolayı hukuk sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir.

Ayrıca HMK m.6 ’daki genel yetki kuralı, davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi; m.10 sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi; m.15 zarar sigortalarına özgü seçimlik yetkili mahkeme; m.16 haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.

6. Zamanaşımı

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 109 — Zamanaşımı

Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.

Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.

Zamanaşımı, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse, sigortacıya karşı da kesilmiş olur. Sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır.

Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar.

Diğer hususlarda, genel hükümler uygulanır.

ZMMS kaynaklı talepler ile KTK sorumluluğuna bağlı İMM kaynaklı talepler KTK m.109 uyarınca zarar ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde kaza tarihinden itibaren on yıl içinde zamanaşımına uğrar; fiil daha uzun ceza zamanaşımına tâbi bir suç oluşturuyorsa, bu meyanda kazada yaralanma veya ölüm meydana gelmişse, taksirle yaralama ya da öldürme suçlarının zamanaşımı süresi maddi tazminat talepleri bakımından da uygulanır ve bu, pert farkı talebi için de geçerlidir.

Burada dikkat edilmesi gereken husus, KTK m.111/2’deki yetersiz anlaşmanın yapıldığı tarihten itibaren iki yıllık iptal süresi ayrı bir süredir. Genel tazminat zamanaşımının devam ediyor olması, bu iki yıllık özel süreyi de uzatmaz. TBK m.28’de aşırı yararlanma için bağlı olmadığını bildirme/geri verme istemi bakımından bir ve beş yıllık; yanılma, aldatma ve korkutmada TBK m.39’daki bir yıllık süreler ayrıca değerlendirilmelidir.

Kasko sigortasında ise zamanaşımı Türk Ticaret Kanunu m. 1420’ye tabidir: sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl, sigorta tazminatına ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

7. Temerrüt ve faiz

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 99/1

Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.

Haksız fiil tarihi, sigortacı bakımından temerrüt tarihi değildir. Zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, Karayolları Trafik Kanunu m.99 uyarınca gerekli (ZMMS Genel Şartlarında belirlenen) belgelerin merkez veya kuruluşlarından birine iletildiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde ödeme yapmakla yükümlüdür. Zorunlu sigorta sınırları içinde kalan tutar bu sürede ödenmezse, sekizinci iş gününün sona ermesiyle sigortacı temerrüde düşer ve faiz bu tarihten itibaren işletilir. ZMMS bakımından KTK m.99 özel hükümdür.

Kasko sigortasında ise KTK m.99 uygulanmaz. Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları B.3.3.4.1 uyarınca, istenen belgelerin eksiksiz verilmesi ve eksper incelemesi kararlaştırılmışsa eksper raporunun tesliminden itibaren sigortacı en geç on iş günü içinde incelemeyi tamamlayıp, ödemeye engel bulunmadığında tazminatı belirleyerek ödemelidir. TTK m.1427/2 gereğince alacak, inceleme daha önce tamamlanmışsa o tarihte; her hâlde hasar ihbarından kırk beş gün sonra muaccel olur. Borç muaccel olduğunda TTK m.1427/4 gereğince ayrıca ihtar gerekmeksizin temerrüt gerçekleşir. Sigortacıya yüklenemeyen bir nedenle inceleme gecikmişse kırk beş günlük süre işlemez; kesin ve erken ret ise incelemenin tamamlandığını göstererek daha erken temerrüt sonucunu doğurabilir. TTK m.1427/5 gereğince sigortacının temerrüt faizi ödeme borcundan kurtulmasını öngören sözleşme hükümleri geçersizdir.

İMM ve sorumluluk sigortası niteliğindeki excess teminatında da KTK m.99’daki sekiz iş günlük süre uygulanmaz. KTK m.100, İMM’ye uygulanacak hükümler arasında m.99’u saymamıştır. Güncel rejimde muacceliyet ve temerrüt TTK m.1427’ye göre belirlenir: inceleme tamamlandığında ve her hâlde ihbardan kırk beş gün sonra alacak muaccel olur; muacceliyetle sigortacı ihtarsız temerrüde düşer. Sigortacı daha önce kesin olarak ödeme yapmayacağını bildirirse ret tarihi temerrüt tarihi kabul edilebilir. KTK m.100 yollamasıyla uygulanan m.97’deki on beş günlük cevap süresi, zarar görenin dava veya Tahkim yoluna gidebilmesi için bekleme süresidir; tek başına ödeme veya temerrüt süresi değildir. ‘Excess’ teminat birinci şahıs kasko teminatı niteliğindeyse kasko; üst katman sorumluluk teminatı niteliğindeyse İMM kuralları uygulanır.

SigortaKTK m.99’daki 8 iş günüMuacceliyet ve temerrüt ölçütü
ZMMSUygulanırGerekli belgelerin tesliminden sonraki sekiz iş günlük ödeme süresinin sonunda.
KaskoUygulanmazEksiksiz belge/eksper raporundan sonra, ödeme engeli yoksa en geç 10 iş günü; her hâlde ihbardan 45 gün sonra TTK m.1427.
İMMUygulanmazTTK m.1427 uyarınca incelemenin tamamlanması veya 45 günlük üst süre; daha erken kesin ret varsa ret tarihi.
ExcessBağımsız olarak uygulanmazSorumluluk excessinde İMM; birinci şahıs mal teminatında kasko rejimi.
Üç aylık avans kuralı: TTK m.1427/3 uyarınca inceleme, ihbardan itibaren üç ay içinde tamamlanamazsa sigortacı, mutabakatla veya mahkemece yaptırılacak ön ekspertizle süratle belirlenecek hasarın en az yüzde ellisini avans olarak ödemelidir.
Yargıtay 4. HD, E.2022/158, K.2023/11477, 30.10.2023“… Kasko Sigortası Genel Şartlarının 3.3.4.1 maddesinde ‘Sigortacı hasar ihbarı üzerine talep ettiği belgelerin kendisine eksiksiz olarak verilmesi ve zararın eksper vasıtasıyla tespiti kararlaştırılmış ise eksper raporunun tesliminden itibaren en geç 10 işgünü içinde Genel ve Özel Şartlar kapsamında gerekli incelemeleri tamamlamak ve ödemeye engel bir durumun bulunmaması halinde tazminat miktarını tespit edip sigortalıya ödemek zorundadır. Tazminat ödeme borcu her halde hasarın ihbarından itibaren 45 gün sonra muaccel olur.’ hükmü bulunmaktadır ...”
Daire, kasko tazminatında KTK m.99’daki sekiz iş günlük süreyi değil, Kasko Genel Şartlarındaki on iş günlük inceleme/ödeme yükümlülüğü ile ihbardan başlayan kırk beş günlük üst muacceliyet süresini uygulamıştır. Somut dosyada ihbardan kırk beş gün sonraki tarih temerrüt başlangıcı kabul edilmiştir.
Yargıtay 17. HD, E.2010/12669, K.2011/10581, 15.11.2011“… İhtiyari mali sorumluluk sigortasına uygulanacak hükümleri düzenleyen 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 100. maddesinde ise aynı kanunun 98 ve 99. maddelerine atıf yapılmamış olması ve genel şartlarda da bu hükümlere paralel bir düzenleme bulunmaması nedeniyle bu tür sigortada tazminat alacağının muacceliyeti genel hükümlere göre saptanmalıdır ...”
Karar, KTK m.100’ün m.99’a atıf yapmaması nedeniyle İMM’de sekiz iş günlük ZMMS kuralının uygulanamayacağını açıkça belirtmiştir. Karar tarihi eski TTK dönemine ait olsa da bu özel kanun ayrımı geçerliliğini korumakta; güncel genel hüküm TTK m.1427’de bulunmaktadır.
Ankara BAM 35. HD, E.2024/336, K.2024/1023, 11.09.2024“… İMMS'nin sorumluluğu açısından KTK'nın 100. maddesinde, KTK'nın 99. maddesine atıf yapılmadığından, sigorta şirketinin temerrütü TTK'nın 1427.maddesine göre belirlenmeli, söz konusu süreler dolmasa dahi sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmayacağının bildirilmesi durumunda, bu tarih temerrüt tarihi olarak kabul edilmedir ...”
Güncel kararda İMM temerrüdünün KTK m.99’a göre değil TTK m.1427’ye göre belirleneceği kabul edilmiştir. Sigortacının kanuni süreler dolmadan kesin ret vermesi nedeniyle, ret yazısının tarihi temerrüt başlangıcı sayılmıştır.

Faiz türü, yalnız sigorta şirketinin tacir olmasına bakılarak seçilmez. Faiz türü bakımından ölçüt, uyuşmazlığın ticari iş niteliğidir. Hususi araç zararında yasal faiz; ticari işletmeyle ilgili araç varsa ve ticari iş şartları oluştuğunda avans faizi talep edilebilir. Dilekçede temerrüt tarihi ile faiz türünün dayanakları ayrı yazılmalıdır.

Ayrıca ZMMS Genel Şartlar B.2.2.5 ile Türk Ticaret Kanunu m. 1427/3 paralel bir avans yükümlülüğü öngörmektedir. Buna göre: “İncelemeler hasar ihbarı üzerine üç ay içinde tamamlanamamışsa sigortacı, tazminattan mahsup edilmek üzere, süratle tespit edilecek hasar miktarının en az yüzde ellisini avans olarak öder”. Uygulamada bu hüküm işletilmemekte, oysaki uzayan pert dosyalarında hak sahibine önemli bir imkân sunmaktadır.

Benzer bir hüküm Kasko Sigortası Genel Şartlar B.3.3.4.1 2.paragraf ile de getirilmiştir: “İncelemeler hasar ihbarı üzerine üç ay içinde tamamlanamamışsa; sigortacı, tazminattan veya bedelden mahsup edilmek üzere, tarafların mutabakatı veya anlaşmazlık hâlinde mahkemece yaptırılacak ön ekspertiz sonucuna göre süratle tespit edilecek hasar miktarının en az yüzde ellisini avans olarak öder”.

8. İspat yükünün dağılımı

Vakıaİspat yükü
Kazanın gerçekleşmesi ve poliçe kapsamında olmasıZarar gören / sigortalı. Kaza tespit tutanağı, poliçe, hasar dosyası.
Rizikonun teminat dışında kaldığıSigortacı (TTK m. 1409/2). Kaskoda en güçlü usul aracı budur.
Kusur oranıBilirkişi incelemesiyle resen belirlenir. Kaza tespit tutanağındaki tespit tek başına kesin delil değildir; aksini iddia eden ispatla yükümlüdür.
Aracın kaza tarihindeki rayiç değeriZarar gören / sigortalı. Uzman bilirkişi raporu, emsal ilanlar, hasar geçmişi. Kaskoda poliçedeki tespit klozu varsa ona göre.
Sovtaj (hurda) değeriSigortacı, mahsubu talep ettiği ölçüde. Ancak değer, tarafların beyanıyla değil bilirkişi incelemesiyle belirlenir.
İbranameye ihtirazi kayıt konulduğuZarar gören / sigortalı. Kaydın belge üzerinde bulunması esastır.
Ödemenin açıkça yetersiz olduğu (KTK m. 111/2)Zarar gören. Gerçek zarar ile ödenen tutar arasındaki fark bilirkişi raporuyla ortaya konulur.
Aşırı yararlanmanın öznel unsuru (TBK m. 28)Sigortalı. Zor durum, düşüncesizlik veya deneyimsizlik somut olarak ispatlanmalıdır.
ZMMS teminat limitinin tükendiği (İMM’ye başvuruda)Zarar gören. Zorunlu sigortacının ödeme belgesi veya hasar dosyası.
Sigortacıya başvuru yapıldığı (KTK m. 97)Davacı. Ancak şart tamamlanabilir nitelikte görülmektedir; eksiklik usulden ret sebebi değildir. Yine de dava öncesi başvurulması tavsiye edilir.

XII. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

A. Pert Kavramı ve Hesap

1. Aracım hangi durumda pert sayılır?

İki ayrı durum vardır. Onarım masrafı (KDV dahil) aracın kaza tarihindeki değerini aşıyorsa ve eksper raporuyla araç onarım kabul etmez durumdaysa tam hasar; onarım masrafı aracın değerinin %60’ını aşıyorsa ağır hasar söz konusudur (SEDDK 2025/12 sayılı Genelge m. 4 ve 5). Genelge Ek-1’de sayılan kritik parçaların zarar görmesi hâlinde %60 eşiği aşılmasa dahi eksper kararıyla ağır hasar tespiti yapılabilir.

2. Pert farkı nasıl hesaplanır?

Sovtaj araç sahibinde kalıyorsa, aracın kaza tarihindeki hasarsız hâliyle ikinci el piyasa rayiç değerinden kaza tarihindeki gerçek hurda (sovtaj) değeri düşülür. Sorumluluk sigortalarında bulunan tutara kusur oranı uygulanır ve sonuç poliçe teminat limitiyle sınırlanır. Sigortacının daha önce ödediği tutar bu aşamadan sonra mahsup edilir; sonra ZMMS ve İMM katmanları uygulanır. Kaskoda karşı taraf kusuru yerine poliçe, rayiç, muafiyet ve önceki ödeme esas alınır.

3. Sigorta şirketi aracın rayiç değerini düşük belirledi. Bilirkişi kasko değer listesiyle bağlı mıdır?

Zorunlu mali sorumluluk sigortasında bağlı değildir; gerçek zarar ilkesi gereği serbest piyasa değeri esas alınır. Kaskoda ise poliçede rayiç değerin nasıl tespit edileceğine ilişkin bir hüküm varsa o hüküm uygulanır. Bu nedenle kasko dosyalarında poliçe metni mutlaka incelenmelidir.

4. Aracımı hurdacıya sattığım bedel sovtaj değeri sayılır mı?

Hayır. Sovtaj bedeli, taraf beyanlarıyla değil, piyasa koşullarına göre bilirkişi tarafından belirlenir. Noter satış sözleşmesindeki bedel de sigortacının ihalesinde oluşan bedel de tek başına bağlayıcı değildir.

5. Aracı hasarlı hâliyle kendim tutabilir miyim?

Evet. ZMMS Genel Şartlar B.2.3 uyarınca hak sahibinin onay vermesi hâlinde rayiç değer ile hasarlı hâl arasındaki tutar teminat limitleri dahilinde ödenir. Bu durumda sigortacı, bildirdiği sovtaj bedelini bildirimden itibaren bir aylık süreyle sınırlı olarak garanti etmiş sayılır.

6. Pert olan araç için ayrıca değer kaybı isteyebilir miyim?

Hayır. ZMMS Genel Şartlar A.6/ö uyarınca hasar sebebiyle trafikten çekme veya hurdaya çıkarılma işlemi görmüş araçların değer kaybı talepleri teminat dışındadır. Araç zaten rayiç değeri üzerinden tazmin edildiğinden ayrıca değer kaybı doğmaz.

B. İbraname

7. İbraname imzaladım, artık hiçbir şey isteyemez miyim?

Cevap hangi sigortadan istediğinize ve belgeye ihtirazi kayıt koyup koymadığınıza göre değişir. Zorunlu trafik ve ihtiyari mali mesuliyet sigortalarında kayıt koymadıysanız dahi KTK m. 111/2 uyarınca iki yıl içinde iptal isteyebilirsiniz. Kasko sigortasında ise kayıt koymadıysanız borç TBK m. 132 uyarınca sona ermiştir. Bu durumda şartları varsa ancak genel hükümlerdeki aşırı yararlanma ile esaslı yanılma, aldatma veya korkutma gibi irade sakatlığı iddiaları ileri sürülebilir.

8. İhtirazi kayıt nasıl konulur?

Belgeye, imzadan önce ve ödemeyi kabul beyanının yanına “fazlaya ilişkin haklarım saklıdır” ya da eşdeğer bir ifade el yazısıyla eklenir. Belgenin başlığının “ibraname”, “kesin mutabakatname” veya “feragatname” olması sonucu değiştirmez; belirleyici olan eklenen kayıttır.

9. Belgenin başlığı “mutabakatname” — bu ibraname sayılır mı?

Başlık belirleyici değildir; belgenin içeriği ve tarafların iradesi esas alınır. Uygulamada “İbraname-Kesin Mutabakatname-Feragatname-Makbuz” gibi birleşik başlıklar kullanılmakta, bu belgeler kayıt konulmadıkça ibraname sayılmaktadır.

10. İbraname imzalarken zor durumdaydım. Bu bir iptal sebebi midir?

Zorunlu trafik sigortasında böyle bir unsur aranmaz; ödemenin açıkça yetersiz olması yeterlidir. Kaskoda ise TBK m. 28’deki aşırı yararlanma hükmüne dayanmak gerekir ve zor durum somut olarak ispatlanmalıdır. Yargıtay bu iddiayı dar yorumlamakta, kazadan kısa süre sonra ve yaralı hâlde imza atılmış olmasını tek başına yeterli görmemektedir.

C. Zorunlu mali sorumluluk sigortası

11. 2026 yılında trafik sigortasından en fazla ne kadar pert farkı alınabilir?

2026 yılı zorunlu mali sorumluluk sigortası maddi zarar teminatı araç başına 400.000 TL, kaza başına 800.000 TL’dir. Kaza başına limit, aynı olayda birden çok aracın veya eşyanın zarar görmesi hâlinde ortak havuz niteliğindedir. Bu tutarlar otomatik hak ediş değil üst sınırdır. Gerçek zarar, karşı aracın kusuru, sovtaj, önceki ödemeler ve aynı kazadaki diğer maddi zararlar hesaplandıktan sonra ZMMS sorumluluğu belirlenir.

12. Zarar poliçe limitini aşıyorsa ne yapmalıyım?

Sırasıyla kusurlu aracın ihtiyari mali sorumluluk sigortacısına, o da yoksa işleten ve sürücüye başvurulur. İşleten ve sürücünün sorumluluğu poliçe limitiyle sınırlı değildir ve KTK m. 85 uyarınca müteselsildir.

13. İhtirazi kayıt koyduysam pert farkını kesin alır mıyım?

Hayır. İhtirazi kayıt, ibranamenin kesin borç sona erdirici etkisini engeller ve belgenin makbuz olarak değerlendirilmesini sağlar. Fakat daha yüksek rayiç, doğru sovtaj, kusur ve bakiye zarar ayrıca ispatlanmalıdır.

14. İbranamenin iptali için ayrı dava açmak zorunlu mu?

Yargıtay, KTK m.111 kapsamında ayrı iptal davasını zorunlu görmemektedir. İki yıl içinde açılan tazminat davasında veya tahkim başvurusunda belgenin bağlayıcı olmadığının ve ödemenin açıkça yetersiz kaldığının ileri sürülmesi yeterli kabul edilmektedir. Yine de talep sonucunda bu hususu açıkça yazmak uygundur.

15. Sigorta şirketi “çekme belgesi getirmeden ödeme yapmayız” diyor. Aracımda haciz var, belgeyi alamıyorum. Ne yapabilirim?

ZMMS Genel Şartlar B.2.3 bu durum için özel bir çözüm öngörmüştür: sicildeki işleme engel kayıtlar nedeniyle belge alınamıyorsa, ödeme masrafları tazminattan mahsup edilmek üzere mahkemece tespit edilen ödeme mahalline tevdi suretiyle yapılabilir ve bu hâlde hurda veya çekme belgesi aranmaz. Başvuruda sicil kaydı ile tevdi talebi açıkça sunulmalıdır.

16. 1 Temmuz 2026 değişikliği pert dosyamı nasıl etkiler?

Ağır hasarlı araçlarda tazminat ödenmesi artık “trafikten çekilmiştir” kaşeli tescil belgesinin ibrazına bağlıdır. Ayrıca değişiklikler, ZMMS Genel Şartlar C.11 uyarınca yalnızca değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra akdedilen sözleşmelere uygulanır; daha önce düzenlenmiş poliçelerde eski hükümler geçerlidir.

D. Kasko sigortası

17. Kendi kaskomdan pert ödemesi aldım. Karşı tarafın trafik sigortasından da isteyebilir miyim?

Aynı kalem için hayır. Kasko sigortacısı ödediği tutar ölçüsünde TTK m. 1472 uyarınca halef olur ve rücu hakkı ona geçer. Ancak kasko ödemesi gerçek zararınızı karşılamıyorsa, bakiye kısım için karşı tarafın zorunlu sigortacısına yada işletene/sürücüye başvurabilirsiniz.

18. Kaskoda KTK m. 111 neden uygulanmıyor?

Çünkü 2918 sayılı KTK ‘da düzenlenen sorumluluk sigortası hükümleri zorunlu sigortacıları bağlar. Kasko ise sorumluluk sigortası değil, zarar sigortalarının bir türü olan mal sigortasıdır ve Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiştir. Yargıtay bu ayrımı istikrarlı biçimde uygulamaktadır.

19. Kasko poliçemde rayiç değerin nasıl belirleneceği yazıyor. Bu beni bağlar mı?

Evet. Yargıtay, poliçedeki tespit yöntemini göz ardı ederek serbest piyasa değeri üzerinden hüküm kuran hakem kararını bozmuştur. Bu nedenle kasko dosyasında dava açmadan önce poliçenin ilgili maddeleri okunmalı, klozun içeriği hesaba katılmalıdır.

20. Kasko tazminatının 2026 yılı yasal üst limiti nedir?

Kasko için bütün poliçelere uygulanan sabit bir yasal TL tavanı yoktur. Ödeme, gerçek zarar ve poliçede kararlaştırılan rayiç yöntemi, kapsam, muafiyet ve özel şartlarla belirlenir.

E. İhtiyari mali sorumluluk sigortası ve Excess

21. İMM ne zaman devreye girer?

Zorunlu sigorta limiti tükenmeden başvuramazsınız. İMM sigortacısı, ZMMS poliçe limitinin üstünde kalan miktardan başlayarak kendi teminat limitine kadar sorumludur; sıralı sorumluluk ilkesi geçerlidir. ZMMS sigortacısının eksik ödediği limit içi bölüm doğrudan İMM’ye aktarılamaz; önce ZMMS’nin hukuken karşılaması gereken katman ayrılır.

22. Zorunlu trafik sigortacısı ile İMM sigortacısı müteselsil sorumlu mudur?

Hayır. Yargıtay uygulamasında ZMMS ile İMM arasında sıralı sorumluluk vardır. ZMMS limitine kadar ZMMS, bunun üstünde İMM poliçe limiti kadar İMM sorumludur. Sürücü ve işletenin gerçek zararın tamamına ilişkin sorumluluğu ise ayrıca devam eder.

23. Kazaya karışan araçta hem İMM hem excess poliçesi var. Önce hangisine gidilir?

İkisine birlikte gidilir. Yargıtay, ihtiyari mali sorumluluk sigortalarının kendi aralarında sıralı sorumluluklarının bulunmadığına hükmetmiştir. Poliçenin “excess” adını taşıması onu en üst katmana taşımaz. Her iki sigortacı da davada taraf gösterilmelidir.

24. İMM için 2026’da sabit bir limit var mı?

Hayır. İMM limiti poliçede yazılıdır. Poliçedeki maddi zarar limiti, muafiyet, kişi/kaza ayrımı ve varsa excess şartları görülmeden sorumluluk tutarı hesaplanamaz.

25. ZMMS ödemesi için imzalanan ibra İMM talebini de bitirir mi?

Otomatik olarak değil. Belgenin İMM sigortacısını, sürücü/işleteni ve ZMMS üstü zararları açıkça kapsayıp kapsamadığı incelenir. İMM, KTK sorumluluğunu teminatlandırdığından KTK m.111 denetimi yönünde güçlü dayanak vardır. Geniş ibra ifadelerinin TBK m.166 etkisi ayrıca değerlendirilmelidir.

F. Usul

26. Dava açmadan önce arabulucuya başvurmam gerekir mi?

Sürücü ve işletene karşı haksız fiil hükümlerine dayanılarak açılan tazminat davasında davacı tacir değil veya zarar onun ticari işletmesiyle ilgili değilse, işleten tacir olsa dahi dava kural olarak ticari değildir. Davacı ile işleten tacir olup uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmeleriyle ilgiliyse ticari uyuşmazlık ve dava şartı arabuluculuk söz konusu olur. Tacir olmayan sürücü bakımından ise arabuluculuk şartı ayrıca değerlendirilir. Sigortacıya karşı açılacak pert farkı tazminatı davası ZMMS ‘den kaynaklanıyorsa zorunlu sorumluluk sigortaları aynı zamanda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) 1483 vd. maddelerinde düzenlendiğinden TTK m. 4/1-a anlamında uyuşmazlık ticari sayılır ve dava açılmazdan önce arabuluculuğa başvuru TTK m.5/A gereğince dava şartıdır. Kasko sigortacısına karşı sigortalı tarafından açılacak pert farkı tazminatı davasında, poliçenin kullanım amacına göre tespit edilecek ticari veya tüketici uyuşmazlığı için arabuluculuğa başvuru dava şartıdır. Zarar gören üçüncü kişi TTK m.1478 uyarınca İMM veya excess sigortacısına doğrudan yöneliyorsa ticari uyuşmazlık; buna karşılık sigortalı, zarar görene yaptığı ödemeyi veya kendi sorumluluğunun poliçe kapsamında karşılanmasını kendi İMM/excess sigortacısından istiyorsa bu durumda sigorta sözleşmesinin tarafları arasında yaşanan tüketici uyuşmazlığı için arabulucuğa başvuru dava şartıdır.

27. Görevli mahkeme hangisidir?

Sigortacıya karşı açılan davalarda Asliye Ticaret Mahkemesidir (TTK m. 4/1-a ve m. 5). Davacı gerçek kişi tarafından işleten ve sürücüye karşı açılan dava, haksız fiile dayandığından asliye hukuk mahkemesinin görevine girer; ancak sigortacı ile birlikte dava edilmişlerse dava Asliye Ticaret Mahkemesinde görülür. Ancak, Kasko veya İMM sigortacıları ile kurulan ilişki tüketici uyuşmazlığına sebebiyet veriyorsa tüketici mahkemesi görevlidir.

28. Yetkili mahkeme hangisidir?

Zorunlu mali sorumluluk sigortası bakımından Genel Şartlar C.7 üç seçenek tanır: sigortacının merkez, şube veya acentesinin bulunduğu yer; kazanın meydana geldiği yer; zarar görenin ikametgâhının bulunduğu yer. İşleten ve sürücüye karşı ise genel yetki kuralları ile haksız fiilin işlendiği yer mahkemesi yetkilidir.

29. Zamanaşımı süresi nedir?

Zorunlu mali sorumluluk sigortasında KTK m. 109 uyarınca öğrenmeden itibaren iki, her hâlde kaza gününden itibaren on yıldır; fiil suç oluşturuyorsa uzamış ceza zamanaşımı uygulanır. Kaskoda ise TTK m. 1420 uyarınca muacceliyetten itibaren iki, her hâlde riziko tarihinden itibaren altı yıldır.

30. İbranamenin iptali için öngörülen iki yıllık süre zamanaşımı mıdır?

Yargıtay bunu hak düşürücü süre olarak nitelendirmektedir. Bu, sürenin resen gözetileceği, kesilmeyeceği ve durmayacağı anlamına gelir. Süre ibraname tarihinden işlemeye başlar ve KTK m. 109’daki zamanaşımından bağımsızdır; zamanaşımı dolmamış olsa dahi iki yıl geçmişse iptal hakkı kullanılamaz.

31. Faiz hangi tarihten ve hangi oranda işler?

Zorunlu sigortacı bakımından temerrüt, gerekli belgelerin iletilmesinden itibaren sekiz iş gününün geçmesiyle doğar (KTK m. 99); kaza tarihi temerrüt tarihi değildir. Kaskoda muacceliyet TTK m. 1427’ye tabidir ve borç muaccel olunca sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer. Oran bakımından, uyuşmazlık ticari iş niteliğindeyse avans faizi, değilse yasal faiz uygulanır; avans faizi dava dilekçesinde açıkça istenmelidir.

32. Sigortacıya başvuru şartını atlarsam davam reddedilir mi?

Şart tamamlanabilir niteliktek kabul edilmektedir. Mahkemenin makul süre vererek eksikliği tamamlattırması gerekir, ancak bu uygulama yeknesak değildir. Ayrıca eksiklik yalnızca sigortacı yönünden sonuç doğurur; işleten ve sürücü yönünden bu başvuru şartı aranmaz.

XIII. Uygulama Notları

1. Zarar gören üçüncü kişi bakımından

  • Ödeme belgesi imzalanmadan önce mutlaka ihtirazi kayıt konulmalı; sigorta şirketinin “kayıt koyarsanız ödeme yapamayız” beyanı hukuken bağlayıcı değildir
  • Kayıtsız ibraname imzalanmışsa, ibraname tarihinden itibaren iki yıl içinde dava açılmalı ya da Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurulmalı, ihtarnameye güvenilmemelidir
  • Sigortacının bildirdiği sovtaj bedeli bir ay süreyle garanti edilmiş sayıldığından, araç bu süre içinde piyasada değerlendirilmeye çalışılmalıdır
  • Zarar poliçe limitini aşıyorsa kusurlu aracın ihtiyari mali sorumluluk ve excess poliçeleri araştırılmalı, birden fazla teminat varsa tamamı davada taraf gösterilmelidir
  • KTK m. 97 başvurusu yazılı yapılmalı ve tebliğ belgesi saklanmalıdır; başvuru pert farkını açıkça kapsamalıdır
  • Aracın kaza tarihindeki emsal ilanları, kilometre bilgisi ve hasar geçmişi kaydı dava açılmadan önce toplanmalıdır; bu belgeler rayiç değer tespitinde belirleyicidir

2. Kasko sigortalısı bakımından

  • Kaskoda ihtirazi kayıt tek koruma aracıdır; kayıtsız imza atılmamalı, gerekirse ödeme kabul edilmeyip doğrudan tahkim veya dava yoluna gidilmelidir
  • Dava açılmadan önce poliçedeki rayiç değer tespit klozu okunmalı; kloz varsa hesaplama buna göre yapılmalıdır
  • Kasko sigortacısının ödemesi gerçek zararı karşılamıyorsa, bakiye için karşı tarafın zorunlu sigortacısına ve işletenine başvuru hakkı saklıdır
  • Zamanaşımı TTK m. 1420’ye tabidir; altı yıllık üst sınır KTK’daki on yıllık sınırdan daha kısadır, karıştırılmamalıdır
  • Kasko ve İMM sigortacısına açılacak davalarda arabuluculuk dava şartıdır; tahkim yolu tercih edilirse arabuluculuk aranmaz

3. Sigortacı bakımından

  • İbranameye ihtirazi kayıt konulmuşsa belge makbuz hükmündedir; ödemenin yeterliliği esastan tartışılacağından hasar dosyasındaki rayiç ve sovtaj tespitleri denetime elverişli biçimde belgelenmelidir
  • Zorunlu sigortada ihtirazi kayıt bulunmaması tek başına savunma oluşturmaz; KTK m. 111/2 karşısında ödemenin yetersiz olmadığı ayrıca ortaya konulmalıdır
  • Sovtaj ihalesinde oluşan bedelin piyasa değerinin üzerinde kalması hâlinde, bilirkişi bu bedeli esas almayacağından hesap yeniden yapılacaktır
  • Rücu sebeplerine dayanılarak tazminat süreci geciktirilemez ve bu sebeplere dayalı bilgi ve belge hak sahibinden talep edilemez (ZMMS Genel Şartlar B.4 son fıkra)
  • Üç ay içinde inceleme tamamlanamamışsa hasar miktarının en az yüzde ellisi avans olarak ödenmelidir (ZMMS Genel Şartlar B.2.2.5; TTK m. 1427/3)

Ek: Atıf Yapılan Mevzuat ve Kararlar

1. Mevzuat ve düzenleyici işlemler

Hüküm / kaynakKonu
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunum.85, 88, 96, 97, 99, 109, 110 ve 111 — işleten sorumluluğu, limit, başvuru, süre ve ibra
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunum.4, 5, 5/A, 1409, 1420, 1427, 1459, 1472, 1473, 1478 ve 1482
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunum.28, 30, 36, 37, 39, 61, 62, 132 ve 166 — irade sakatlığı, ibra ve müteselsil borç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunum.6, 10, 15, 16, 109 ve 190 — yetki, kısmi dava ve ispat yükü
5684 sayılı Sigortacılık Kanunum.30 — Sigorta Tahkim Komisyonu, üyelik, süre ve kanun yolları
SEDDK 2026 ZMMS teminat limitleri2026 araç başına 400.000 TL, kaza başına 800.000 TL maddi teminat
ZMSS Genel ŞartlarıTeminat, tam hasar-sovtaj, belge, ödeme ve başvuru usulü
Kasko Sigortası Genel ŞartlarıRayiç değer, tam hasar, sovtaj, muacceliyet ve ödeme
İMM Sigortası Genel Şartlarım.1, 5, 6, 9 ve 18 — ZMMS üstü teminat; poliçe, ekler, prim, süre ve özel şartlar
SEDDK 2025/12 sayılı GenelgeTam ve ağır hasarlı araçların tespiti
SEDDK 2026/11 sayılı GenelgeEksper rapor şablonları; yürürlük 01.07.2026
SEDDK 2026/22 sayılı GenelgeOHİM; yürürlük 01.09.2026
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunm.3, 68, 73 ve 73/A; kasko/İMM sözleşmesinde tüketici işlemi, hakem heyeti ve tüketici arabuluculuğu
ZMSS Genel Şartlarında 12.06.2026 tarihli değişiklikAğır hasarda ‘trafikten çekilmiştir’ kaşeli tescil belgesi; yürürlük 01.07.2026

2. Yargı kararları

Merci ve künyeKonu
Yargıtay 4. HD, E.2022/8022, K.2024/3360, 16.04.2024Kasko; ihtirazi kayıtlı ibranamenin makbuz sayılması
Yargıtay 4. HD, E.2023/9790, K.2025/4899, 24.03.2025İhtirazi kayıt esasa girişi sağlar, ödeme gerçek zararı karşılıyorsa bakiye talep reddedilir
Yargıtay 17. HD, E.2014/9049, K.2014/8057, 22.05.2014KTK m.111/2; ayrı iptal davası gerekmeksizin iki yıl içinde açık yetersizliğin ileri sürülmesi
Yargıtay 17. HD, E.2014/2046, K.2015/7887, 28.05.2015KTK m.111 kapsamında yetersiz ödemenin makbuz niteliği ve mahsup
Yargıtay 17. HD, E.2017/990, K.2019/9494, 16.10.2019ZMMS ve İMM arasında sıralı sorumluluk
Yargıtay 4. HD, E.2022/15003, K.2023/5407, 13.04.2023ZMMS sonrası birden çok İMM/excess poliçesinin somut poliçe yapısına göre sorumluluğu
İstanbul BAM 40. HD, E.2021/291, K.2023/916, 26.05.2023KTK m.111’in KTK sorumluları/ZMMS/İMM ile kasko arasındaki uygulama farkı
İzmir BAM 11. HD, E.2023/1521, K.2026/334, 26.02.2026KTK m.111’in ZMMS ve İMM sigortacılarına uygulanabilirliği
Yargıtay HGK, E.2017/1707, K.2018/1805, 29.11.2018Tüketici mahkemesindeki uyuşmazlık miktarı tüketici hakem heyeti inceleme sınırı üzerinde ve dava öncesi hakem heyetine başvurulmuş olmalı
Yargıtay 20. HD, E.2015/2048, K.2015/7638, 18.09.2015Sigortacı, sürücü ve işletene yönelik bağlantılı taleplerde Asliye Ticaret Mahkemesinin görevi
Yargıtay 4. HD, E.2025/137, K.2025/9739, 19.06.2025KTK m.111/2’de iki yıllık sürenin hak düşürücü niteliği
Ankara BAM 26. HD, E.2022/2256, K.2024/1401, 15.11.2024ZMMS; kayıtsız ibra, ayrı iptal davası gerekmemesi ve açık yetersizlik incelemesi
Yargıtay 4. HD, E.2022/16753, K.2025/172, 07.01.2025Kasko; poliçedeki rayiç değer yönteminin uygulanması
Yargıtay 4. HD, E.2023/11719, K.2023/13993, 25.12.2023Kasko; kayıtsız ibra, TBK m.132 ve ispatlanmayan TBK m.28 iddiası
Ankara BAM 26. HD, E.2024/1305, K.2026/437, 12.03.2026Pert farkı hesabı: rayiç değer eksi gerçek sovtaj; sovtajın noter satış bedeli değil bilirkişice belirlenmesi; ZMMS-İMM katmanları
Yargıtay 4. HD, E.2024/4904, K.2024/6393, 24.06.2024ZMMS-İMM sıralılığı; birden çok ihtiyari/‘excess’ poliçenin ürün adına göre sıralanmaması
Yargıtay 4. HD, E.2023/12689, K.2024/4378, 08.05.2024ZMMS davasında zorunlu arabuluculuk bulunmadığı yönündeki kanun yararına bozma
İzmir BAM 11. HD, E.2022/47, K.2024/1252, 26.06.2024ZMMS talebinin mutlak ticari dava ve arabuluculuğun dava şartı sayılması
Yargıtay 17. HD, E.2016/16028, K.2017/11263, 04.12.2017Kasko tüketici işleminde Tüketici Mahkemesinin görevi
İstanbul BAM 8. HD, E.2022/1517, K.2022/1133, 22.09.2022Gerçek kişi tacirin işletmeyle ilgisiz hususi kaskosunda tüketici sıfatı
İstanbul BAM 37. HD, E.2024/1956, K.2025/866, 24.03.2025Ticari amaçlı kasko uyuşmazlığında Asliye Ticaret Mahkemesinin görevi
Yargıtay 17. HD, E.2015/18768, K.2016/256, 13.01.2016Zarar gören üçüncü kişi ile İMM sigortacısı arasında tüketici ilişkisi bulunmaması
İstanbul BAM 8. HD, E.2023/105, K.2025/1730, 19.11.2025Sigortalının hususi araç İMM sigortacısına rücuunda tüketici görevi
Yargıtay 4. HD, E.2022/158, K.2023/11477, 30.10.2023Kaskoda on iş günlük inceleme ve kırk beş günlük muacceliyet üst süresi
Yargıtay 17. HD, E.2010/12669, K.2011/10581, 15.11.2011İMM’de KTK m.99’un sekiz iş günlük süresinin uygulanmaması
Ankara BAM 35. HD, E.2024/336, K.2024/1023, 11.09.2024İMM temerrüdünde TTK m.1427 ve erken kesin ret
Antalya BAM 13. HD, E. 2026/87, K. 2026/238, 16.02.2026Gerçek kişi davacının işleten ve sürücüye karşı davasında arabuluculuk aranmaması
Yazarın Notu

Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş niteliğinde değildir. Makale içeriği, ilgili oldukları somut olayların özellikleriyle birlikte değerlendirilmelidir. Mevzuat veya yargı uygulaması değişebileceğinden, somut uyuşmazlıklarda güncel durumun teyidi ve hak kaybına uğramamak için konu hakkında mutlaka avukata danışılması gerekmektedir.

Yasal UyarıBu makalenin ve içeriğinin hiçbir bölümü, yazarı Avukat Alptuğ Akyıldız'ın izni olmaksızın kopyalanamaz, yayımlanamaz veya dağıtılamaz. Bu konuda yazarın bütün yasal başvuru hakları saklıdır.
İLETİŞİM
Telefon / WhatsApp
0532 725 41 96
Adres

4 Temmuz Mah. Mehmet Yasef Sk.
No:24 K:1 D:1 Karamürsel/Kocaeli

ÇALIŞMA SAATLERİ

Pazartesi–Cuma, 09:00–18:00
Resmi tatil günleri hariçtir.

Online Ödeme

Türkiye Barolar Birliği onaylı e-Barobirlik POS hizmetini kullanarak güvenli bir şekilde ödeme yapabilirsiniz.

Ödeme Yap
Konum
KVKK Aydınlatma Metni

Kişisel Verilerin İşlenme Amacı ve Aktarımı

Kişisel verileriniz, yürürlükteki ilgili mevzuat uyarınca, hukuka, iyi niyet ve dürüstlük kurallarına uygun, doğru ve güncel olarak, belirli, açık ve meşru amaçlarla ve bu amaçlarla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olarak işlenmekte olup ilgili mevzuatta öngörülen ve işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilmektedir.

KVKK uyarınca, Veri Sorumlusu olarak bizimle paylaşmış olduğunuz kişisel verileriniz, yerine getirmekte olduğumuz her türlü hizmet ve faaliyet amaçlarımız ile hizmetlerden faydalanmanız, hak ve menfaatlerinizin korunması ve sair amaçlar ile KVKK ve yasal düzenlemelere uygun olarak işlenebilecek; UYAP sistemi başta olmak üzere adli, idari vb. kurumlara ve/veya yetkili kıldıkları kişi ya da merciler ile somut olayın şartlarına göre ilgili üçüncü kişi ve kurumlara aktarılabilecek ve ilgili mevzuatta belirlenen süreler boyunca saklanıp gerekli işlemlere tabi tutulabilecektir.

Kişisel Verilerin İşlenmesi Hakkında Aydınlatma Metni

İnternet sitemizi kullanmanız dolayısıyla, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kapsamında birtakım verilerinizin toplanması, saklanması, işlenmesi ve aktarılmasının detayı ve amacı hakkında, veri sorumlusu olarak sizleri bilgilendirmek isteriz.

Kişisel verileriniz; internet sitemiz, iletişim formları, video konferans, telefon görüşmesi, WhatsApp ve benzeri kanallar aracılığıyla toplanabilmektedir. Onay kutucuğunu işaretleyerek bu verilerinizin işlenmesi için açık rıza verdiğinizi kabul etmiş olursunuz.

Kişisel Verilerin Güvenliği

6698 Sayılı KVKK'nın ilgili maddesine uygun olarak, kişisel veri güvenliğinizin sağlanması için hukuka aykırı işlenmelerini ve erişilmelerini önlemek amacıyla gerekli teknik ve idari tedbirler Veri Sorumlusu olarak tarafımızca alınmaktadır.

Veri Sahibinin Hakları

KVKK uyarınca aşağıdaki haklara sahipsiniz:

  • Kişisel verilerinizin işlenip işlenmediğini öğrenme ve bilgi talep etme
  • İşlenme amacını ve amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme
  • Yurt içinde veya yurt dışında aktarıldığı üçüncü kişileri bilme
  • Eksik veya yanlış işlenmiş verilerin düzeltilmesini isteme
  • İşlenme sebepleri ortadan kalktığında silinmesini veya yok edilmesini isteme
  • Otomatik sistemlerle analiz sonucu aleyhine çıkan sonuca itiraz etme
  • Kanuna aykırı işleme sebebiyle uğranılan zararın giderilmesini talep etme

Taleplerinizi info@alptugakyildiz.av.tr adresine "Kişisel Veri Bilgi Talebi" konusuyla iletebilirsiniz.